Aylık arşivler: Aralık 2011

Helal Gıda Marketleri Çoğalıyor

Haber: ÜSAME KARAKIŞ / İSTANBUL

halal dünya marketleri açılış
GİMDES’in öncülüğünde İstanbul genelinde yayılmaya başlayan “Helal Dünya Marketleri” hızla çoğalıyor. Kısa bir süre önce ilki Bağcılar’da açılan marketlerin ikincisi Eyüp’te açılmıştı. Helal Dünya Marketleri’nin üçüncüsü dün Başakşehir’de açıldı. 2012’nin ilk ayında da Kahramanmaraş’ta ilk İstanbul dışı market açılacak.

Türkiye’nin ilk helal sertifika veren derneği olan GİMDES ilklere imza atmaya devam ediyor. ‘Helal Dünya Marketleri’ ismiyle içinde sadece GİMDES’in denetiminden geçen firmaların ürünlerinin olduğu marketlerin üçüncüsü dün GİMDES Başkanı Dr. Hüseyin Kâmi Büyüközer ve yönetim kurulu üyesi Fatih Kalender’in de katılımıyla Başakşehir 4. Etap İstanbul Çarşı içerisinde açıldı.

BAŞAKŞEHİR’DE İKİ AYRI MARKET AÇILACAK
Hızlı ve emin adımlarla ilerlediklerini ifade eden GİMDES Başkanı Dr. H. Kâmi Büyüközer, Başakşehir 4. Etapta açılan marketin üçüncü olduğunu, haftaya yine Başakşehir 5. Etap’ta yeni bir market açılacağını ifade etti. Büyüközer, 2012’nin ilk ayında da ilk İstanbul dışı marketi Kahramanmaraş’ta açacaklarını söyledi. Büyüközer, “Bir Müslüman’ın hayat standardının olmazsa olmazını helal yaşam teşkil eder. Doğumundan ölümüne kadar helal dairesi içerisinde yaşamak onun en önemli hedefidir. Bu sebeple helal yaşam, helal yemek, helal içmek, kısaca helal lokma Müslüman’ın vazgeçilmezidir. Müslüman tüketiciye sunulan, onun kadim kültürüne uymayan helallik açısından değerlendirilmeyen, bu ürünler ve üreticileri nasıl kontrol edebiliriz düşüncesi GİMDES’in de kurulmasına vesile oldu. 2009 yılından itibaren ihracata dönük sertifikalandırılan helal ve sağlıklı ürünlerin toplu olarak tüketicilere sunulacağı bir market açmanın mutluluğunu yaşıyoruz” dedi.
160 FİRMANIN ÜRÜNLERİ RAFLARDA YERİNİ ALDI
GİMDES’in sertifika verdiği 160 kadar firmanın ürünlerinin bulunduğu markette tavuk, kırmızı et, peynir, dondurulmuş gıdalar, süt, kaşar, un, yağ, çay, şeker, su, makarna, bal, ayran, yoğurt, tahin, pekmez gibi ana gıdaların yanı sıra bebeK ve yetişkinler için şampuan ve diş macunu da satılacak. Markette satılacak tüm ürünler GİMDES tarafından denetlenmiş ve sertifikalandırılmış olacak. İstanbul ve Türkiye’nin diğer şehirlerinde de açılacak şubelerle büyümeyi planlayan Helal Dünya Marketleri, uzun vadede Avrupa’ya ve Orta Doğu’ya da marketler açmayı planlıyor
HALKIN YOĞUN İLGİSİ VAR
Helal Dünya Marketleri’nin ilk şubesini de açan işletmeci Suat Küçük, “Amacımız insanları bilinen ve güvenilen bir kurum tarafından verilen helal sertifikalı ürünlerle buluşturmak. Biz burada köprü görevi yapıyoruz. Bu işin hem ticari hem de manevi özelliği var. Boğazımızdan geçmeyen bir lokmayı başkasına satmaya hakkımız yok. İnsanlar böyle bir marketi görünce ilk başta çok şaşırıyor. Daha sonra da mutlu oluyor. Yoğun bir talep var” diye konuştu. Bağcılar ve Başakşehir 4. Etap’taki marketlerin sahibi olan Küçük, hedefinin daha çok market açabilmek olduğunu söyledi.

İran’da Helal Gıda Araştırmaları Merkezi Kurulacak

FHA- İran Gıda ve İlaç Kurumu Başkanı Ahmet Şeybani, Sağlık Bakanlığı bünyesinde Helal Araştırma Merkezi kurulmasının kararlaştırıldığını açıkladı.

FHA- Son zamanlarda dünyada büyük ilgi gören helal gıda ve diğer helal ürünlerle ilgili İslam ülkelerindeki çalışmalar devam ederken, İran da bu konuda önemli bir adıma imza attı.

İran Gıda ve İlaç Kurumu Başkanı Ahmet Şeybani, Sağlık Bakanlığı bünyesinde Helal Araştırma Merkezi kurulmasının kararlaştırıldığını belirtti.

Şeybani, merkezin görevinin gıda maddeleri ve sağlık sektörü ile ilgili diğer ürünlerin helal maddelerden üretildiğini denetlemek olduğunu, bundan önce bu mesele ile Sağlık Bakanlığı bünyesinde oluşturulan bir komitenin ilgilendiğini kaydetti.

Şeybani, bundan böyle Helal Araştırma Merkezinin, bu alanlardaki her türlü ürünü helal olma açısından belirlenen standartlara göre denetleyeceğini vurguladı.

GİMDES’ten Yeni Anayasa İçin “Helal” Önerisi

anayasada helal maddesi YENİ ANAYASADA  HELAL ÜRÜN KULLANMA HAKKI

Türkiye’nin en öncelikli konularından birisi, yeni anayasa yapımı çalışmalarıdır. Tüketici Hakları ve Helal Ürün Kullanma Hakkı ise bütün toplumu ilgilendirdiğinden yeni anayasanın Temel Hak ve HürriyetlerSosyal ve Ekonomik Hak ve Hürriyetler başlığı altında müstakil bir madde olarak mutlaka yer almalıdır.

Tüketici tanımının içine, zengin-fakir, çocuk-ihtiyar, yediden yetmişe ve beşikten mezara kadar toplumdaki bütün insanlar girmektedir ve tüketiciler günümüzde, kendisinden kaynaklanmayan sebeplerle tamamen bilgisiz ve korunmasız durumdadır. Çünkü eskiden insanlar kendi ürettikleri mamulleri kullanırken ne kullandığını bildiği için ortada bir problem bulunmuyordu. Toprağı ekerek elde ettiği tahıl, meyve ya da sebzeyi kendisi kullanıyor, kendi beslediği hayvanların etinden, sütünden, yününden, derisinden ve yumurtasından yararlanıyor, kendisinin ya da etrafındaki tanıdıklarının ürettiği temizlik malzemesini kullanıyordu.

Ancak günümüzde sanayileşmenin getirdiği seri üretim, mal bolluğu ve çeşitliliği, meydana gelen yeni buluş ve teknolojiler; yeni ürünlerin ve hiç bilinmeyen mamullerin ortaya çıkmasına sebep olmuştur. Üretilen mamuller o kadar çeşitlenmiş ve karışmıştır ki en basit ürünlerde bile yüzlerce farklı katkının yer aldığı bir noktaya gelinmiştir. Tüketicinin bu malların mahiyetini, nasıl üretildiğini, hangi temel maddelerin kullanıldığını bilebilmesi de imkânsızlaşmıştır.

Ürününün raf ömrünün artması, görüntüsünün cazipleştirilmesi ve benzeri ticari gerekçeler de işin içine girince ne olduğu ve nasıl üretildiği bilinmeyen katkı maddeleri işi daha da karmaşıklaştırmış, zaten korunmasız olan tüketici tamamen çaresiz duruma düşürülmüştür.

Toplum sağlığını mahveden bu baş döndürücü gidişat bununla da kalmamış, bu defa ‘’yaratılış değiştirilerek’’ ürünlerin genetiği değiştirilmiştir. Belirtilen bu hususlar tüketici hakları ile helal ürün kullanma haklarının ne kadar önemli olduğunu ortaya koymaktadır.

Bugün gelişen dünyada tüketicinin şu haklarının güvence altına alınması gerektiği herkesin kabulündedir. Bunlar;

  • • Tüketicinin sağlık ve güvenliğinin korunması hakkı,
  • • Tüketicinin ekonomik menfaatlerinin korunması hakkı,
  • • Tüketicinin zararlarının tazmin edilmesi hakkı,
  • • Tüketicinin bilgilendirilmesi ve eğitim hakkı,
  • • Tüketicinin örgütlenme ve temsil edilme haklarıdır.

Bu belirtilen haklar gelişmiş ülkelerin tamamında “Tüketicinin vazgeçilmez temel hakları’’ olarak korunmaktadır.

 Helal Ürün Kullanma Hakkı

İşin bir başka boyutu ise ‘’helal ürün tüketim hakkı’’ dır. Bunu ‘’İnanca göre ürün kullanma hakkı’’ olarak da genişletmek mümkündür. Çünkü bir insanın inancına göre yiyip içmesi ve inancına göre ürünler kullanması en doğal ve temel haklarındandır.

  • Bir Müslüman, kullandığı ürünlerin içinde ve temelinde alkol ve domuz mamullerinin olup olmadığını bilme hakkına sahip olmalıdır.
  • Hanefi Şafi Maliki Hanbelî Mezhebinden olan bir kimse, mezhebine göre, kullandığı ürünlerin helal olup olmadığını bilme hakkına sahip olmalıdır.
  • Çocuğu hastalanan bir annenin çocuğu için eczaneden aldığı ilaç ve şurubun inancına göre helal ya da haram olup olmadığını bilme hakkı olmalıdır.
  • Ailesini geçindirmek için çalışan bir babanın marketten aldığı ürünün helal mi haram mı olup olmadığını bilme hakkı olmalıdır.
  • Alevi kültürünü benimseyen bir kimsenin, bu kültüre göre yasak olan ürünleri kullanmama hakkı olmalıdır.
  • Bir Hıristiyan’ın bir Musevi’nin kullandığı ürünlerin kendi inancına göre yasak mı serbest mi olduğunu bilme hakkına sahip olmalıdır.
  • Hatta bir vejetaryen kullandığı üründe hayvansal maddelerin bulunup bulunmadığını bilme hakkına sahip olmalıdır.

Bu sayılan misalleri çoğaltmak mümkündür. İnsanların bir şeyin inancına göre yasak ya da serbest olduğunu bilme hakkı ile bu hakkını kullanıp kullanmaması ayrı şeyler olup bilerek yasak olan şeyleri kullanıyor olması bir insanın kendi tercihidir.

 Helal Üründe Ekonomik Boyut

Dünya helal ürün piyasası her yıl artarak büyüyen bir özelliğe sahiptir. Dünyadaki Müslüman sayısının iki milyarı aştığı nazara alındığında, bu meselede Türkiye’nin ne kadar bundan uzak kaldığı görülecektir. Dünya Helal Forumunun yaptığı araştırmaya göre gıda, kozmetik, tekstil, deri, turizm, lojistik, makine gibi sektörlerdeki helal pazarının büyüklüğü yıllık 2 trilyon dolara ulaşmıştır. Bugüne kadar kendine yabancı unsurların ürettiği ürünleri tüketen İslam Dünyası’na konunun ehemmiyeti anlatılabildiğinde, helal ürünlere yöneliş çığ gibi büyüyecek ve helal gıda üretimi endüstrisi ileri bir noktaya ulaşacaktır.

Türkiye bu konuda liderlik yapacak kapasite ve birikime sahip olmasına rağmen bu tür önemli konular bugüne kadar hep ihmal edilmiştir. Müslüman topluluk ne yediğinden ve ne kullandığından habersiz bırakılmıştır. Son yıllarda GİMDES gibi bir kısım kuruluşların çalışmaları ve helal gıda sertifikası veriyor olması tek başına yeterli değildir. Yapılması gereken helal ürün tüketim haklarının, tüketici hakları ile birlikte anayasal güvenceye kavuşturulması ve çıkarılacak kanunlarla konunun sağlıklı bir zemine oturtulmasıdır.

 

 

 

Yeni anayasada Sosyal ve Ekonomik Hak ve Hürriyetler başlığı altında, Tüketici Hakları ile beraber, ‘’İnanca Göre Ürün Kullanma Hakkı’’ müstakil bir madde olarak yer aldıktan sonra, çıkarılacak kanunlarla aşağıdaki düzenlemelerin yapılması mümkün olacak ve bu düzenlemeler Türkiye’nin sosyal ve Ekonomik olarak büyümesine zemin teşkil edecektir.

Kanuni düzenleme ile

  • Helal Ürün konusunda ehil uluslararası kurum ve kuruluşlarla ortaklaşa standartlar belirlenmeli ve bu esaslar çerçevesinde sertifika verilmesi sağlanmalıdır.
  • Helal Ürünler konusunda Üniversite, Yüksek Okul, Enstitü, Meslek Lisesi, Laboratuarlar şeklinde yapılanmaya gidilmeli ve helal ürün konusunda ehliyetli Gıda Mühendisi, Kimya Mühendisi, Genetik Mühendisi, Laborant, İslam Hukukçusu ve ihtiyaç olacak diğer alanlardaki elaman kaynağı oluşturulmalıdır.
  • Helal Ürün Belgesi alan firmalarla birlikte, ürettikleri ürünler her aşamada denetlenmeli, ham maddeden başlayarak mamul madde aşamasına kadar bütün proseslerinin, ürün bileşiminde bulunan bütün maddelerin ve katkı maddelerinin gerek menşei, gerek temin biçimi ve yolları gerekse temin kaynağı ile ürünün paketleme malzemelerinin ve depolama şartlarının, İslami kriterlere ve insani gereklere uygun olup olmadığı kontrol edilmeli, suiistimal edenler kamuoyuna ilan edilmeli ve cezalandırılmalıdır.
  • Türkiye’nin helal ürün piyasasından en verimli şekilde yararlanabilmesi için yasal engeller kaldırılmalıdır.

 

Yeni Anayasa İçin Madde Teklifi

Yeni anayasada;

Temel Hak ve Hürriyetler

Sosyal ve Ekonomik Hak ve Hürriyetler

Başlığı altında;

Madde (X) Tüketici Hakları ve İnanca Göre Ürün Kullanma Hakkı

Tüketiciler; gıda ve emtia güvenliğine, bilgi edinme ve ekonomik çıkarlarına göre dilediğini serbestçe seçebilme, örgütlenme, temsil edilme hakları ile inancına göre ürün kullanma haklarına sahiptirler.

Devlet; tüketicilerin sağlık ve güvenliğini, ekonomik menfaatlerini, zararlarının tazmin edilmesini, bilgilendirilmesini sağlamak, eğitim, örgütlenme, temsil edilme ve inancına göre ürün kullanma haklarının tanınması ve korunması için gerekli önlemleri almak, bu hakların önündeki ekonomik, sosyal, siyasal engelleri kaldırmakla görevlidir. 

Tüketici Hakları ve İnanca Göre Ürün Kullanma Hakkı kanunla düzenlenir.

 

                                                             GİMDES HUKUK MÜŞAVİRİ ve YÖNETİM KURULU ÜYESİ

Av. Hakkı AYGÜN

“Helal Gıda” Sertifikalı Bıldırcın Yumurtası

bildircin-yumurtasiSevil Çelik - Gaziantep’in Oğuzeli ilçesinde bıldırcın yumurtası üreten Gazivet şirketi, aldığı “Helal Gıda” sertifikası ile yurt dışına açılmayı hedefliyor.

Sevil Çelik - Gaziantep’in Oğuzeli ilçesinde bıldırcın yumurtası üreten Gazivet şirketi, aldığı “Helal Gıda” sertifikası ile yurt dışına açılmayı hedefliyor.

Gazivet Şirketi Satış ve Pazarlama Müdürü Yunus Emre Özdede, Aa muhabirine yaptığı açıklamada,Türkiye’de, “Helal Gıda” sertifikası alan ilk bıldırcın yumurtası üreten çiftlik olduklarını söyledi.

Yenilikleri takip ederek, Çağa ayak uydurmaya çalıştıklarını, bu doğrultuda

“Helal Gıda” sertifikası almaya karar verdiklerini ifade eden Özdede, “Yoğun bir denetim ve takipsürecinin ardından sertifikamızı aldık. Türkiye’de ‘Helal Gıda’ sertifikası alan ilk bıldırcın çiftliğiyiz. Dünya genelinde son dönemde böyle bir talep oluştu. Özellikle Müslüman Ortadoğu ülkeleri ve Avrupa’da Müslümanların yoğun olarak yaşadığı bölgelerdeki pazarlara açılmak için bu sertifika önem taşıyor” dedi.

Özdede, sertifikada özellikle ürünlerin içinde kullanılan hammaddeler ya da hayvanlara verilen yemlerin içeriğinin büyük önem taşıdığını vurguladı.

İnsanların yedikleri ürünlerin “helal” ve kendilerine uygun olmasını istediklerini dile getiren Özdede, sertifikayı özellikle yurt dışına açılma süreci açısından önemsediklerini vurguladı.

6 bin metrekarelik arazi üzerinde bin metrekarelik bir kapalı alanda üretim yaptıklarını ve ayda yaklaşık 1 milyon adet bıldırcın yumurtası ürettiklerini bildiren Özdede, “Hemen hemen Türkiye’nin tamamına dağıtım yapıyoruz. Zincir mağazalarla çalışıyoruz. Türkiye genelinde Yaygın olan mağazaların büyük çoğunluğuyla çalışıyoruz. Bunların hepsine dağıtım yapıyoruz. Dağıtımı hem kendi markamızla hem de fasonla gerçekleştiriyoruz diye konuştu.

Özdede, 2011 hedeflerini tam anlamıyla gerçekleştirdiklerini, ISO 22000 gıda güvenliği sistemi belgelerini yenilediklerini, 2012′de dış pazarlara açılma, hem kendilerini hem de Türkiye’yi tanıtma yönünde girişimlerde bulunacaklarını kaydetti.

-Bıldırcın yumurtası-

Özdede, bıldırcın yumurtasının pek çok faydası bulunduğunu, ancak tüketiminin çok fazla Yaygınolmadığını söyledi.

Bıldırcın yumurtasının tavuk yumurtasıyla kıyaslandığında daha konsantre olduğunu, özellikle astım, bronşit gibi nefes darlığına yol açan rahatsızlığı olan kişilerin bıldırcın yumurtasını tercih ettiğini dile getiren Özdede, “Bu tür rahatsızlığı olan kişilerde bir rahatlık sağlıyor. Tabii ki bıldırcın yumurtası bir ilaç değil. Doğal bir ürün olarak rahatlık veriyor. Yine çocukların gelişimi ve iştahı açısından da protein ve mineral açısından zengin olan bıldırcın yumurtası büyük önem taşıyor” diye konuştu.

Özdede, tavuk yumurtasıyla yapılan her türlü pişirme işleminin bıldırcın yumurtasıyla da yapılabileceğini vurguladı.

-Veterinerlikten bıldırcın yumurtası üretimine-

Özdede, şirketlerinin 1984 yılında veterinerlik hizmetleri vermek üzere babası veteriner Ali Özdede tarafından kurulduğunu, 1995′e kadar veterinerlik hizmeti verdiklerini ifade etti.

Daha önce bölgedeki üreticilerden aldıkları bıldırcın yumurtasını sattıklarını dile getiren Özdede, daha sonra sektördeki potansiyeli değerlendirerek bıldırcın yumurtası üretim çiftliği kurduklarını kaydetti.

- GAZİANTEP

Helal Marketler Çoğalıyor

halal marketteHelal sertifikalı ürünler derken şimdi de hayatımıza helal market zincirleri girdi. Girişimciler sadece sertifikalı ürünlerin satıldığı helal market açma yarışında.

Perakende sektörü ‘helalinden’ yeni bir boyut kazandı. Son yıllarda özellikle gıda ürünleri için alınmaya başlanan helal sertifikası beraberinde helal marketleri de getirdi. Sadece helal sertifikalı ürünlerin satıldığı Türkiye’nin ilk helal marketi İstanbul Bağcılar’da açıldı. Önümüzdeki günlerde de Başakşehir’de iki helal market daha devreye girecek. Türkiye genelinde 30 helal marketde kapılarını açmak için gün sayıyor.

A’dan Z’ye herşey helal

Türkiye’nin ilk helal marketinin adı Halal Dünya Market… Marketin isim hakkı, 50 ülkenin Helal Sertifika kurumlarını biraraya getiren çatı kuruluşu WHC (World Halal Council)’ün üyesi olan Gıda ve İhtiyaç Maddeleri Denetleme ve Sertifikalandırma Araştırmaları Derneği’ne (GİMDES) ait. GİMDES tescil ettirdiği bu markayı girişimcilere kullandırmaya başladı.

Markanın ilk kullanısı da Suat Küçük isimli bir girişimci. Geçtiğimiz günlerde Bağcılar’da kapılarını açan Halal Dunya Market’te satılan tuvalet kağıdından, çöp torbasına, gıdadan temizlik ürünlerine ve çocuk bezine kadar tüm ürünler helal standartlarında.

GİMDES Başkanı Dr. Hüseyin Kami Büyüközer, Helal sertifikalı ürünlerin her beldede aranır ve sorgulanır hale geldiğini belirtiyor. Bunun için de GİMDES olarak helal market zincirlerinin açılması için bir adım attıklarını belirten Büyüközer, “GİMDES olarak Halal Market markasının tescilini yaptırdık. Şimdi de isteyen girişimcilere markayı kullandırıyoruz. Tabi tamamen bizim kriterlerimize uygun açılacak marketler için” diyor.

Gizli müşterilerle denetim

Bağcılar’da açılan marketin yanı sıra önümüzdeki günlerde Başakşehir’de iki helal marketin daha açılacağını kaydeden Büyüközer, “Aksaray’dan Diyarbakır’a, Iğdır’dan Samsun’a kadar Türkiye genelinden 30’un üzerinde girişimci ile görüşme halindeyiz” açıklamasını yapıyor.
İsim hakkını kullanan marketleri GİMDES olarak sürekli denetleyeceklerini ifade eden Büyüközer, “Bunun için saha ekipleri oluşturduk. Müşteri kılığında standart dışı ürün satılıp satılmadığına ilişkin denetimler yapacaklar” diyor.

Büyüközer, helal market zincirlerinin perakende sektöründe bakkal-market kavgası gibi yeni bir tartışmanın daha fitilini ateşleyeceğine dikkat çekiyor ve ekliyor: “Dünyanın birçok ülkesinde koşer sertifikalı ürünler için ayrı raflar olur. Şimdi helal sertifikalı ürünler için de benzer raflar açılmaya başlandı. Ancak bu raf uygulaması Türkiye’de ‘o raf dışındakiler haram’ diye bir yanlış anlamaya neden olabilirdi. Bunun için Türkiye şartlarında en doğru olan özel bir market konseptiydi.
Birçok ülkede de böyle marketler açılmaya başladı.”

Helal yolda birçok kriter var

Bir markanın Helal Gıda Sertifikası alabilmesi için belirli şartları yerine getirmesi gerekiyor. Şartların yerine getirilmesindeki temel ölçüt ise İslami şartlara uygunluk. Ürünün beslenme bakımından İslami ölçütlere, içeriğine, sağlık ve temizlik şartlarına uygun vasıfları taşıması, Helal belgesinin alınabilmesinde en önemli unsuru oluşturuyor. Uzmanlar bir diğer önemli noktanın, ürünün paketleme malzemelerinin ve depolama şartlarının insani gereklere ve İslami kriterlere uygunluk olduğunu söylüyor.

Gece baskınları yapılıyor

Bir ürüne helal sertifikası almanın maliyeti 1.500 TL ile 3 bin TL arasında değişiyor. Sertifikalar bir yıl geçerli. Bu süre içinde de firmalara ani baskınlar yapılıyor. Örneğin GİMDES, helal sertifikası verdiği bir firmaya yaptığı gece baskınında uygun olmayan bir durum tespit ettiği için sertifikasını iptal etti. Sertifikası iptal olan firma bir daha 5 yıl sertifika alamıyor. Öte yandan helal kavramı teknolojiyle bütünleşti. Bir girişimci cep telefonu ile bir ününün helal sertifikası olup olmadığını gösteren bir yazılım geliştirdi.

Fitili 2 trilyon dolarlık helal pazarı ateşledi

Helal kavramı son dönemde neden bu kadar öne çıktı? Bu soruya verilen ilk cevap: Dünya çapındaki 2 milyarın üzerindeki Müslüman nüfus. İkinci cevap ise son iki yılda 632 milyar dolardan 2.5 trilyon dolarlık bir hacme ulaşan helal ürünler pazarı.

Artık sadece gıda ürünleri için değil kozmetik, tekstil, deri, turizm, makine gibi birçok sektörde helal akımı söz konusu.

Helal endüstrisi uzmanlarına göre bu gelişime üreticilerin de tüketicilerin de kayıtsız kalması imkansız.
GİMDES’e bugüne kadar 416 firma helal sertifikası almak için başvuruda bulundu. 180 tanesi işlemleri tamamlanarak sertifikalarını aldı. Geri kalan firmalarla ilgili de çalışmalar devam ediyor.
Türkiye’de helal sertifikası veren bir diğer kuruluş da Türk Standardları Enstitüsü (TSE)… Kısa bir süre önce sertifika vermeye başlayan TSE şu ana kadar 6 firmayı sertifikalandırdı. 30 firmanın belgelendirme işlemlerine de devam ediyor.

Sibel Cingi/Radikal

Ülker Helal Sertifikası İçin Başvurdu

ülker-helal-sertifikası-için-basvurduTürkiye’nin en büyük ve en köklü gıda üreticisi Ülker helal sertifikası almak için TSE’ye başvurdu. Yaklaşık 1000 adet ürün çeşidine sahip Ülker’in bütün ürünlerine mi yoksa bazı ürünlerine mi helal sertifikası alacağı henüz netlik kazanmadı. Yıllardır Türkiye’de ve dünyada güvenle tüketilen ve bu güveni helal sertifikasıyla taçlandırarak İslami kesimin hassasiyetlerine uygunluğunu tescillemeyi amaçlayan Ülker rakiplerine “helal” farklar atacak.

Helal Sertifikasına İlgi Artıyor

helal-gidaDiyanet İşleri Başkanlığı ve Türk Standartları Enstitüsü’nün işbirliği ile verilen Helal Gıda Sertifikası, üreticiler tarafından yoğun ilgi görüyor. 6 aydır verilen sertifika için 57 firma başvuruda bulundu ve şuana kadar 6 firmanın ürünlerine helal gıda belgesi verildi.

17 Mayıs 2011 tarihinde Kamerun’da düzenlenen 33 İslam ülkesinin katılımı ile gerçekleştirilen toplantıda kararlaştırılan helal gıda ile ilgili standartlar, Türk standartları arasındaki yerini 4 Temmuz itibariyle aldı. Bu tarihten itibaren belgelendirme çalışmalarına Diyanet İşleri Başkanlığı ile birlikte başlayan TSE, şuana kadar 6 firmanın ürünlerine gerekli belgeyi verdi. 32 firmanın ise incelemesi sürdürülüyor.

“Ürünlerin İslami kurallara göre hazırlandığı”nın onayı demek olan “Helal Standardı”, gıda, gıda servisinin yapıldığı mekânlar, paketleme, taşıma, markalama, etiketleme, lojistik, seyahat, otelcilik, eczacılık, kozmetik, tıbbı cihazlar ve diğer sağlık ürünlerini kapsıyor. 2.1 trilyon dolar hacmindeki pazardan Müslüman olmayan birçok ülke de pay alabilmek için fuarlara katılıyor, lobi faaliyetlerinde bulunuyor.

Askeriyede Domuz Eti Skandalı

domuz etiEdirne-Keşan’daki 4′üncü Mekanize Piyade Tugayı’nda görev yapan askerlere at ve domuz eti yedirdikleri ortaya çıktı

Edirne-Keşan’daki 4′üncü Mekanize Piyade Tugayı’nda tüketilen gıdalar askeriyenin laboratuvarlarında incelendi. Hazırlanan raporda çarpıcı bilgilere yer verildi.

İnternet Haber’de yayınlanan haberin devamı şöyle:

Ayrı ayrı numune alınarak üç kez yapılan testler, hamburger, tost gibi ürünlerin içinde domuz ve at etinin bulunduğunu ortaya koydu. Rapor ilgili komutanlıklara ulaştırılmasına rağmen bu gıdaların tugayda satışı engellenmedi.

RAPOR ÖNEMSENMEDİ!

Edirne’nin Keşan ilçesinde 2′nci Kolordu Komutanlığı’na bağlı 4′üncü Mekanize Piyade Tugayı’nda vatanî görevini yapan Mehmetçik’e içinde domuz ve at etinin olduğu ürünlerin yedirildiği ortaya çıktı. Edinilen bilgilere göre “Keşanlı Ali” markalı tost çeşitleri, hamburger, kebap, sandviçler ve köfteler Tugay Komutanlığı’na bağlı B Tipi Gıda Kontrol Müfreze Komutanlığı laboratuvarlarında incelendi. Yapılan analizler sonrası hazırlanan rapor, 14 Haziran 2011′de üst komutanlıklara gönderildi. Buna rağmen ürünlerin askeriye içinde satılması engellenmedi.

DOMUZ VE AT ETİ ÇIKTI!

Rapora göre, askerî alım şartnamelerinde ürünlerin bazılarında yüzde yüz dana eti, bazılarında ise yüzde 80 dana-yüzde 20 tavuk eti olması gerekiyordu. Ancak laboratuvar sonuçları, ürünlerde domuz ve at etinin bulunduğunu gösterdi. Türk Gıda Kodeksi’ne de aykırı bu durum, iki kez numune alınarak ve ürünlerin orijinali de test edilerek doğrulandı. Sonuçlar, Hekim Binbaşı H.Semih Eken imzasıyla raporlaştırıldı.

UYARIYA RAĞMEN DEVAM EDİLDİ

Veteriner hekimliğin yaklaşık 5 ay önce hazırladığı raporlar ve analiz sonuçları Korg. Raif Akbaş’ın komutanlığını yaptığı 2′nci Kolordu Komutanlığı’na iletildi. Etlerin tüketildiği askerî birliklerin başında bulunan 4′üncü Mekanize Piyade Tugay Komutanı Tuğg. Yıldırım Alel de, yiyeceklerin muhtevasıyla ilgili birkaç kez uyarıldı. Ancak herhangi bir işlem yapılmadı. Suçlamaların merkezinde yer alan firma, rakip şirketin sabotajıyla karşı karşıya olduğunu savunuyor. Kendi yaptırdıkları analizlerde iddia edilen bulgulara rastlanmadığını, bununla ilgili raporların ellerinde bulunduğunu ileri sürüyor.

SUCUKTA DOMUZ, KÖFTEDE AT!

Uzman veteriner hekim besin hijyeni ve tetkik uzmanı Yüzbaşı Mustafa Savaşçı ve biyolog tahlil uzmanı sivil memur Sertaç Atalay imzalı 6 Haziran 2011′de Tugay’a gönderilen raporda, domuz ve at eti tespitleri şu şekilde ifade ediliyor: “4′üncü Mekanize Piyade Tugayı 1′inci Hudut Tabur Komutanlığı’nca ilgili (a) yazı ile erbaş/er gazinosunda satışa sunulmakta olan “Keşanlı Ali” markalı karışık tost, Ayvalık tost, hamburger, Adana sandviç ve İnegöl köfte ürünleri analiz yaptırılmak üzere komutanlığımıza gönderilmiştir. Komutanlığımız laboratuvarlarında yapılan analizler neticesinde; Ayvalık ve karışık tost numunesi içerisindeki sucukta domuz ürünü, hamburger numunesi içerisindeki köftede at ürünü tespit edilmiştir.

Söz konusu ürünlerden tekrar numune istenmesi üzerine 1′inci Hudut Tabur Komutanlığı’nca ilgili (b) yazısı ile söz konusu ürünlerden numune alınarak tekrar analize gönderilmiş ve yapılan analizler neticesinde bir önceki laboratuvar bulguları doğrulanmıştır. Domuz ve at ürünü tespit edilen ürünlerin yapımında kullanılan sucuk ve hamburger köftesinin orijinalleri istenmiş ve yapılan analizler önceki laboratuvar bulgularını doğrulamıştır. Adana sandviç ve İnegöl köftede kullanılan et ürünlerinin 1′inci Hudut Tabur Komutanlığı ile yüklenici firma arasında yapılan sözleşme gereği yüzde yüz dana eti olması gerekirken, söz konusu ürünlerde tavuk eti tespit edilmiştir. 2′nci Kolordu Komutanlığı sorumluluk bölgesinde söz konusu marka ürünlerinin satıldığı askerî birlik ve kurumlarının bilgilendirilerek gerekli işlemlerin yapılmasını arz ederim.”

Aşurenin Faydaları

asureGeleneksel olarak Muharrem ayında Anadolu’nun hemen her yerinde kaynatılan aşure, içinde bulunduğumuz kış aylarında enerji veriyor, vücut direncini artırıyor.

En az 15 farklı besinin karışımı ile hazırlanan, içinde çok önemli kaynakları barındıran aşurede kuru baklagil ve tahıl grubu ürünler yer aldığı için bitkisel protein içeriyor, hayvansal gıdalar olmadığından kolesterol de bulunmuyor.

* Aşurede bulunan buğday, zihin yorgunluğuna ve sinir bozukluklarına iyi gelir.

* Fasulye, insan vücudunun ihtiyaç duyduğu amino asitler açısından mükemmel bir denge oluşturur. Bakteriyolojik çökme için idealdir.

* İçinde fındık, ceviz gibi yağlıtohumlar bulunur. Fındık, ceviz Q-3 başta olmak üzere demir, kalsiyum, E vitamini ve B grubu vitaminleri içerir. Bu yüzden özellikle kalp hastalıklarına yararlı besin öğeleri içerir.

* Nohutun içeriğinde bol miktarda fosfor, potasyum, magnezyum, demir gibi madensel tuzlar A,B,C vitaminler azotlu maddeler, nişasta ve şeker bulunmaktadır.

* Ayrıca aşure likopen bakımından zengin bir tatlıdır. Bu da prostat ve meme kanseri gibi kanser türlerine yakalanma riskini azaltır.

* Aşure içeriğindeki maddeler sayesinde anne sütünü artırır, yüzdeki lekeleri giderir.

* Aşurenin üstünü süslemek için kullandığımız badem ise zihin yorgunluğunu atmamızı sağlar.

* Bol posa içerir; kurubaklagil, incir, kurukayısı gibi barsak hareketlerini hızlandıran besinler bulunduğu için kabızlık, hazımsızlık gibi problemlere iyi gelir.

* Aşurenin B2, B1, C, A vitamininin yanı sıra bol miktarda demir, çinko, fosfor, kalsiyum ve sodyum içerir.

* Aşure yapılırken şeker yerine bal veya pekmez konularak yapılırsa kalorisi azaltılmış olur.

* Nişasta, cilt hastalıklarındaki kaşıntıyı keser. Vücutta oluşan iltihapları gidermede etkilidir. Hindistan cevizi, böbrek taşı düşürmede etkilidir. İdrar söktürücü ve mideyi kuvvetlendirici etkisi vardır. Tarçın, kandaki şeker miktarını düşürür. Kalbi kuvvetlendirir.

* Badem, beden ve zihin yorgunluğunu giderir. Akciğer hastalıklarına oldukça etkilidir. Cilt dokularının yenilenmesini sağlar. Kanı temizler, migren ve sinirsel rahatsızlıklarında kullanılır. Kuru üzüm, antioksidan etkisi sayesinde kansere karşı koruyucudur.

Aşurenin içine: Buğday, nohut, fasulye, kuru üzüm, kayısı, badem ve ceviz gibi yaklaşık 10 baklagil, meyve ve sert kabuklu yiyecekler katılıyor. Bunun dışında bazı bölgelerde haşhaş, susam, nar, kuru elma ve portakal gibi malzemeler de eklenebiliyor.

Bir kase aşurenin enerji ve besin öğeleri
Enerji 320 –350 kkal
Protein 8 gr
Yağ 5 gr
Karbonhidrat 85 gr
A vitamini 350 IU
Demir 2,3 mg
Kalsiyum 68 mg
B1 vitamini 0,3 mg
B2 vitamini 0,03 mg
Niasin 1,6 mg

‘Helal Gıda’ Mücadelesinin Görünmeyen Boyutu

helal kavgasıHelal gıda pazarı tüm dünyada giderek önem kazanıyor. Dünya genelindeki büyüklüğü yüz milyonlarca dolar olarak ifade ediliyor.

Söz konusu ürünlerin sertifikasyonu da iştah kabartıcı bir büyüklüğe denk konumda. Türkiye’de helal gıda veren kurumların başında kısa adı GİMDES olan Gıda ve İhtiyaç Maddeleri Denetleme ve Sertifikalandırma Araştırmaları Derneği yer alıyor. GİMDES 2 yıla yakın bir süreden beri helal gıda sertifikasyonu veriyor. TSE ise Temmuz 2011′de bu alana giriş yaptı.

Ancak bu alandaki üstünlüğün açık ara GİMDES’de olduğu açık. Zira GİMDES şimdiye dek 160 kadar firmanın ürününe helal gıda sertifikası verirken, TSE’nin verdiği sertifika sayısı 2-3 kadar. Ancak kimi uyanık girişimciler de yok değil. Özellikle kurdukları web siteleri yolu ile sertifika vermeye çalışan şirketler GİMDES’in ismine benzer bir biçimde “Özgimdes”, “hakikigimdes” gibi bir takım isimler kullanıyor.
Kâr amacı taşımıyor, yöneticiler para almıyor
GİMDES’in yaklaşık 50 ülkenin Helal Sertifika kurumlarını biraraya getiren çatı kuruluşu WHC (World Halal Council)’ün üyesi olduğu biligisi hatırlatan derneğin başkanı Dr. Hüseyin Kami Büyüközer, GİMDES olarak kâr amacı güden bir kurum olmadıklarının altını çiziyor. Büyüköze, bürokrat kökenli bir isim. 20 yıl kadar Sanayi Bakanlığı’nda görev yaptı. En son Bakanlıkta Müsteşar olarak görev yapan Büyüköze TSE benzeri kurumların işleyişini yakından bilen isimlerin başında geliyor.
GİMDES Başkanı Büyüközer’ye ticari bir kuruluş olup olmadıklarını soruyoruz yanıtı “GİMDES kâr amacı taşıyan bir kurum değil. Burası bir tür kefalet sistemi ile çalışıyor. Tüketicilerin kefilliği üstlenmek az şey değil. Ben dahil yönetim kurulundaki hiçbir üye aylık ücret almıyoruz. Toplam 9 çalışanımız var. Aylık ortalama 1000 TL ücret alıyorlar. Binamız da kira. Bankada biriken bir paramız da yok. Gelip bakılabilinir. Bu görevi gönüllülük esasına dayalı yapıyoruz. Şimdeye dek 160 kadar ürün için sertifikay vermişiz. Her bir sertifika için alınan ücret 1.500 TL ile 3 bin TL arasında. Bu ücret için her bir ürün için ayrı ayrı alınan bir para da değil. İki yıl süresince sertifikalandırma nedeni ile aldığımız para 320 bin TL ediyor. Ve bu paranın nerelere gittiği de kuruşu kuruşuna belli durumda. Yıl sonu gelir giderlerimizi karşılaştırıyoruz başa baş geliyor!. ” şeklinde oldu.
TSE ile GİMDES’in sertifikaları farklı
Büyüközer, GİMDES olarak Türkiye’de tabi oldukları bir kurumun olmamasını devletin laik olmasının bir sonucu olduğunu şu sözlerle açıkladı: “Laik bir devlet yapısı gereği tüm inanç kesimlerine uzak olmalı. Bu durumda devletin helal sertifika vermesi işin doğasına aykırı zaten… Bizim sertifikalarımız ile TSE’nin sertifikası arasında fark var. TSE kendisi söylüyor sertifikaların yüzde 99 Batı standartlarında olduğunu. En basitinde biz GİMDES olarak hayvan kesiminde makineye karşıyız.
Gece baskın yaptık 5 yıl ceza verdik
GİMDES Başkanı verdikleri sertifikanın 1 yıl sonra yenilendiğini, ve firmanın bu sürekli denetim altını alındığını söyledi. Kimi zaman ani baskınlar da yaptıklarını anlatan Büyüközer şu örneği verdi “Bir süre önce Adana’da bir tavuk firmasına helal gıda sertifikası verdik. Ancak arkadaşlarımız bir gün gece 02.30’da ani baskın yaptılar ve firmanın uygun olmayan bir girişim içinde olduklarını tespit ettiler. Ve o firmanın sertifikası iptal edildi. Bu durumda 5 yıl bize uğrayamıyor firma” dedi.
TÜSİAD üyesi de helal sertifika istedi
GİMDES’in sertifika verdiği firmalar arasında daha çok orta ölçekli firmaların olduğu görülüyor. Büyük bir bölümü Anadolu’da bulunan firmaların İslami duyarlılığı olan kesime hitap eden firmaların olduğu anlaşılıyor. Tek Süt, Murtabey Peynir, Unakıtanların sahibi olduğu AB Group’un pastörize yumurtası helal sertifika alan ürünler arasında. GİMDES başkanı söz konusu firmaların yanı sıra TÜSİAD’ın öncülerinden bir firmanın ürünü için de kendilerine geldiğini, ancak firma adını açıklamak istemediği ifade etti.
 ‘Öz Gimdes’, ‘Hakiki Gimdes’…!
Sertifikalandırma işlemi kuşkusuz bazı uyanık girişimcileri de harekete geçirmiş durumda. GİMDES başkanı Büyüközer, kurum olarak 4 web sitelerinin olduğunu, ancak adlarını kullanan çok sayıda uyanık girişimicinin olduğunu söyledi. Büyüköze “İnternette helal ile ilgili akla gelecek tüm alan adlarını almış durumdalar. Biz başvuru yaptığımızda bakıyoruz ki alınmış. Sonra bunu alan kişiler 40 bin TL verirseniz alan adını size vereyim şeklinde tekliflerle bize geliyor. Çantacı olarak ortalıkta dolaşan firmaların gerçek olmadıkları şuradan anlaşılabilir. İstedikleri ücretler 4-5 bin dolar. Ücretin yüksekliği bile dikkat çekici konumda” dedi.