Aylık arşivler: Nisan 2012

GDO’lu Gıdalar Helal Mi?

helal gıdaGDO’lu ürün tüketimi hız kesmeden devam ediyor. Helal Gıda konusunda Türkiye’de mücadele veren, Gıda ve İhtiyaç Malzelemeleri Denetleme ve Serfitakalandırma Araştırma Derneği’nin aylık dergisi GİMDES, Nisan ayında bu konuyu kapak yaptı ve “GDO’lu ürünlerle bütün insanlığın başı dertte” manşetini kullandı..

Dergide ele alınan konular arasında GDO’lu ürünlülerin Fıkhi Boyutu da yer alıyor…

GİMDES Derneği Başkan Yardımcısı kimyager Dr. Halim Aydın’ın makalesi ise “GDO’lu Helal Gıda mı?” başlığını taşıyor ve konunun ekonomik ve fıkhi boyutlarına dair sorular içeriyor:

O yazıyı sizler için alıntıladık:

• Helal gıda ihtiyacı nereden doğdu?

• Tarımın sanayileşmesi ile birlikte, tüketici ile tükettiği ürünlerin arasına profesyonel üreticiler girmesinden mi?

• İnsanların kendi elleri ile ekip biçtiğiyani tohumdan tabağa kadar kendi elleri ile yetiştirdiği ve pişirdiği gıdalardan eminken, şehirlere veya metropollere taşındıktan sonra başkalarının, özellikle başka ülkelerin üreticilerinin elinden üretilerek sofraya gelmesinden mi?

• Gelenekselbilinen ve alışılagelen ürün, gıda ve lezzetlerin yerini isimleri aynı olup ancak farklı görünüm ve lezzetlerde sofralara gelen ürünlerden mi?

• Ektiğinden tohum alarak tekrar yetiştirdiği tohumların yerini alan ve bir defalık ekimlik olan ancak mahsulünden bir daha tohum alınamayan to­humlardan mı?

• Kamuoyunda oluşan dezenformasyondan mı?

• Tüketici hassasiyetinden mi?

• Dünyanın küreselleşmesinden mi?

• Yoksa tükettiği gıdaların standartlarını veya kriterlerini tüketici hassasiyeti ve farklılıkları gözetilmeden dünya düzenini oluşturan ve kriterlerini belirleyen Birleşmiş Milletler (BM) veya Dünya Sağlık Örgütü (WHO) gibi küresel kurum­ların genel tüketici profiline göre> Müslüman veya diğer dinlerin hassasiyetlerini dikkate almadan oluşturdukları seküler ve küresel kriterlerden mi?

Bu soruların hepsine ‘HAYIR’ diyorsak o zaman helal gıdaya ne gerek var. Veya helal gıda kriterleri diye bir kriter belirlemeye ne ihtiyaç var? ‘Birleşmiş milletler gıda tarım örgütü FAO veya Dünya Sağlık Örgütü WHO gibi küresel kurumlar bizler için en iyisini tasarlıyor ve ürettiriyor, gerekli tedbirleri alıyor; o zaman pazarda ne bulursak yiyebiliriz’ diyebilir miyiz? Bunu rahtlıkla söyleyebilir miyiz? Geçen hafta İstanbul ve İzmir’de olmak üzere 2 büyük topluluğa seminer verdim, seminere başlamadan katılımcılara sordum:

Bugün tükettiğiniz ürünlerden emin misi­niz? Cevap Hayır.

Tüketirken rahat mısınız? Cevap Hayır GDO’lu ürün duyunca ne hissediyorsunuz? Cevap Korku ve tedirginlik,

Biraz bu korkunun ve tedirginliğin neden­lerini sorduğumuzda, yukarıda siyah kalın- laştırılmış kelimelerin geçtiği cümlelerdeki sebeplerin olduğunu görmekteyiz.

Zararlı gıda katkı maddelerinin kullanılma­sından, genleri değiştirilmiş tohumlardan elde edilen hammaddelerin kullanılabilme ihtimaline kadar muhtemel senaryoların ve bazı gerçeklerin tüketiciyi tedirgin etti­ğini görmekteyiz.

Bu senaryoları boşa çıkaracak en önemli fonksiyonel gıda sınıfı olan helal gıda olma­lıdır. Bunun için helal gıda kriterleri oluştu­rulurken şüphelerin olduğu gıda hammad­delerin kullanılmasında hassas davranılma- lıdır. İşin ilginç yanı tüketicinin tedirginlik­lerini giderecek yeterli veri bulunmamak­tadır. Bu verileri üretmek için ise oldukça fazla zamana, finansa, nitelikli ve eğitimli teknisyenlere ve iyi niyetli bilim adamlarına ihtiyaç vardır.

Biz sorumluluğu olan insanlar, önce kendi neslimizin yemesinden ve içmesinden so­rumluyuz. Bugün dünya nüfusu yaklaşık 6,5-7 milyardan (6.840.507.003 – 2010 Kaynak: Dünya Bankası) ibaret olduğu id­dia ediliyor. Müslüman nüfus ise yaklaşık 1,5 milyar olduğu söyleniyor(1.522.813.123 – 2010 Kaynak İslam Ansiklopedisi). Acaba şüphelerden uzak bu 1,5 milyar insanın yiyeceğini helal gıda standartlarında temin edemez miyiz? Bunun için önce neslimizin yediği içtiği gıdaları emniyet altına almamız gerekmektedir. Tüketicilerimizin şüpheler­den uzak gıdaya ulaşmaları için elimizden geleni yapmalıyız.

Tüketicilerin bu şüpheleri yersiz mi acaba? Tabi ki hayır. Şöyle ki; GDO lu ürünleri pi­yasaya arz eden yönetmeliğin içeriğine bakıldığında bile böyle bir şüphenin yersiz olmadığını görmek mümkündür.

Yönetmelikte ithalatına izin verilen ürünlerin ambalajlama, taşıma, muhafaza ve nakil esnasında Karara konu GDO’lu ürünlerin ambalajlama, taşıma, muhafaza ve nakil­lerinde bulaşmayı engelleyici tedbirlerin ürün sahibi ve taşıyıcı tarafından işbirliği içinde alınması; ambalajlarının özel olarak, yırtılma ve parçalanmaya dayanıklı kâğıt, polietilen ya da pamuk veya keten çuval­larla yapılması; taşımada yükleme yapılan araçların mutlaka örtülmesi, ya da kapalı araçlarla taşımanın yapılması; yükleme ve boşaltmada çevreye bulaşmasını önleyici tedbirlerin alınması ve herhangi bir bulaşma ya da kaza halinde eylem planının bulundu­rulması ve Bakanlıkla beraber müdahale edilmesi’ şeklinde bir uygulamanın gerek görülmesi bile bu ürünlerin birçok risk taşı­dığını ve bunun da bazı şüpheleri haklı kıl­dığını düşündürmektedir.

İthalatına da yine oldukça tereddütlü bir şekilde izin verildiğini yine Biyogüvenlik Kurulunun Karar yazısında ki geçen ifade­lerden anlıyoruz, şöyle ki; 24.12.2011 tari­hinde 28152 sayılı resmi gazete de yayın­lanan GDO’lu mısırla ilgili karar ve prosedür aşağıda;

24 Aralık 2011 CUMARTESİ

Resmî Gazete

Sayı : 28152

KURUL KARARLARI

Biyogüvenlik Kurulundan:

BİYOGÜVENLİK KURULU KARARI

KARAR NO:4

BAŞVURU SAHİBİ: Türkiye Yem Sanayicileri Birliği Derneği İktisadi İşletmesi,

Beyaz Et Sanayicileri ve Damızlıkçıları Birliği Derneği iktisadi İşletmesi (BESD-BİR), Yumurta Üreticileri Merkez Birliği (YUM-BİR) BAŞVURUYA KONU ÇEŞİT: Lepidoptera takımına ait bazı mısır zararlılarına dayanıklılık sağlayan crylAb geni ve glifosinat amonyum herbisitine toleransı sağlayan pat genini ihtiva eden genetiği değiştirilmiş Btll mısır çeşidi, KULLANIM AMACI: Genetiği değiştirilmiş Btll mısır çeşidi ve ürünlerinin hayvan yemlerinde kullanılması amacıyla yaptığı başvuru,

HUKUKİ DAYANAK: 5977 sayılı “Biyogüvenlik Kanunu”,

13 Ağustos 2010 tarihli ve 27671 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan “Genetik Yapısı Değiştirilmiş Organizmalar ve Ürünlerine Dair Yönetmelik”,

13 Ağustos 2010 tarihli ve 27671 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan “Biyogüvenlik Kurulu ve Komitelerin Çalışma Usul ve Esaslarına Dair Yönetmelik”,

KARAR: Biyogüvenlik Kurulu, başvuru hakkında Bilimsel Risk Değerlendirme Komitesi ve Sosyo Ekonomik Değerlendirme Komitesi tarafından hazırlanan Raporları ve kamuoyu görüşlerini değerlendirerek, genetiği değiştirilmiş Btll mısır çeşidi ve ürünlerinin hayvan yemlerinde, aşağıda belirtilen hususlara uyulması şartıyla kullanılmasına, oy çokluğu ile karar vermiştir.

A) AYIRT EDİCİ KİMLİK: SYN-BT011-1 kodunun, genetiği değiştirilmiş Btll mısırın “Ayırt Edici Kimlik” Kodu olarak kullanılması,

B) GEÇERLİLİK SÜRESİ: Biyogüvenlik Kurulu tarafından gerek görülmesi halinde, izleme raporlarına dayanarak komitelere bilimsel değerlendirme yaptırılması, bu değerlendirmelerin kurul tarafından uygun bulunması halinde iznin devam etmesi, herhangi bir risk tespiti halinde iznin iptali, Biyogüvenlik Kanunu’nun 3 üncü maddesinde belirtilen süre içerisinde herhangi bir olumsuzluğun tespit edilmesi halinde, yine aynı kanunun 11 inci maddesinin birinci fıkrasının (d) bendinin gereğinin yerine getirilmesi,

C) İTHALATTA UYGULANACAK İŞLEMLER: Adı geçen geni taşıyan mısır ve ürünlerinin ithalatı için başvurularda, mısırın taşımış olduğu gen ile ilgili ülkemizdeki ya da ithal edildiği ülkedeki akredite bir laboratuvardan alınan Analiz Raporu eşliğinde uygun olanların gümrük ve ithalat işlemlerinin gerçekleştirilmesi, Genetik Yapısı Değiştirilmiş Organizmalar ve Ürünlerine Dair Yönetmeliğin 14 üncü maddesinde yer alan İthalat, İhracat ve Transit kurallarına uyulması,

Ç) KULLANIM AMACI: Genetiği değiştirilmiş Btll mısır çeşidi ve ürünlerinin sadece hayvan yemlerinde, yem ya da yem hammaddesi olarak kullanılması,

D) RİSK YÖNETİMİ VE PİYASA DENETİMİ İÇİN GEREKLİ VERİLER: Risk Yönetim Planlarının başvuru sahibi firma ya da kurum tarafından bu kararın yayımlanmasını takip eden 30 gün içinde Biyogüvenlik Kurulu’na ulaştırılması, piyasada etiket ve GDO denetimlerinin Gıda ve Kontrol Genel Müdürlüğü’nce yapılması,

E) İZLEME KOŞULLARI: İzleme koşullarının ilgililer tarafından yerine getirilmesi, ithal edilen yem amaçlı mısırın depolandığı yerler ve depolardaki ürün miktarı, sevk edilen miktar, nakil aracı ve gönderilen adres, işleneceği te­sisler ile işlenecek miktarların, piyasaya dağıtımı, iller ve yerleşim birimleri bazında satış yerleri, ambalaj şekli ve miktarı, taşıma ve koruma önlemleri ve varsa diğer izleme bilgilerinin Gıda ve Kontrol Genel Müdürlüğü’ne bil­dirilmesi, değişikliklerle ilgili bilgilerin ivedilikle Bakanlıkla paylaşılması, Genetik Yapısı Değiştirilmiş Organizmalar ve Ürünlerine Dair Yönetmeliğin 21 inci maddesinde yer alan izlenebilirlik ile ilgili hükümlere uyulması, izleme raporlarının 6 aylık dönemler halinde hazırlanarak Biyogüvenlik Kurulu’na sunulması

F) BELGELEME VE ETİKETLEME KOŞULLARI: Karara konu mısır ve ürünlerinin ithal, işlenme ve satışında yer alan paydaşların her biri tarafından GDO’lu mısırın son üründe tek başına ya da katkı maddesi olarak bulunduğunu gösteren bir belgenin bulundurulması, Genetik Yapısı Değiştirilmiş Organizmalar ve Ürünlerine Dair Yönetmeliğin 18 inci maddesinde yer alan Yemlerin etiketlenmesinde belirlenmiş kurallara uyulması,

1- Karar oy çokluğu ile alınmış, oy birliği ile değil. Demek ki Biyogüvenlik Kurulu (BK) üyelerinin tamamı tereddütsüz destekle­miyor yani bilim adamları arasında da, hem de BK’da bulunan, tam bir mutabakat yok, neden? Hem de hayvanlara yedirilecek bir yem katkı veya yem hammaddesi için. Direk insanların yiyeceği gıdalar için bu tereddüt yersiz bulunabilinir mi?

2- Geçerlilik süresinde belirtilen ‘herhangi bir risk tespiti halinde iznin iptali’ ibaresi ürünlerinin risk içerebileceği, risk potansi­yelinin olduğunu, tereddütsüz bir durumun olmadığını göstermektedir,

Aynı ifadeleri önceleri ithaline ve bazı gıda­larda kullanılmasına izin verilen ancak son­raları iptal edilen, ama yine BK’na müracaatı yapılan 3 adet soya için de kullanılmıştı, sa­nırım müracaat değerlendirilip izin verileceği zaman da kullanılması muhtemeldir. Böyle ifadelerle sınırlı kullanımına ancak izin verilen, bir gıdanın helal gıda kriterlerinde kritik ola­rak algılanıp algılanmamasını, konunun vic­danlı uzmanlarına, artık konunun fıkıh âlim­lerine ve tüketicilere bırakmak gerekiyor?

Kaynak : OnbeşYirmibeş

Helal Gıda, TSE ile Diyanet Arasında Kaldı

diyanet-tseDaha önce Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı tarafından yapılan helal gıda sertifikalandırmasının tamamıyla TSE’ye devredilmesi ve ihracat yapılan ülkelerin dini bir kuruluşun onay belgesini istemesi ihracatçıları kara kara düşündürüyor.
İSTANBUL – Yaklaşık 850 milyar dolara ulaşan ticaret potansiyeli ile alternatif pazar arayışındaki ihracatçının gözdesi olan helal gıda pazarı, Türkiye’de diyanet prosedürüne takıldı. Suudi Arabistan, Irak, İran, Malezya gibi pek çok Arap ve İslam ülkesinin ihraç ürünlerinde aradığı temel şart islami usullere uygun üretim. Bu alanda Türk firmalarının daha önce diyanet işleri, bakanlık ve farklı sertifikasyon kuruluşları aracılığı ile oluşturduğu standartlar, Türkiye’nin bu bölgeye olan ihracatındaki hızlı artışta büyük rol oynamıştı. Geçtiğimiz yıldan bu yana tek yetkili olarak kılınan Türk Standartlar Enstitüsü ile diyanet işleri arasındaki uyumsuzluk ise bu ülkelere olan ihracatı neredeyse durdurmuş vaziyette.
TSE sertifikalandırmalarında diyanet onayının olmaması, kırmızı et ve ürünleri ihraç etmek isteyen firmaların kapıdan dönmesine neden oluyor.

Kırmızı et firmaları kapıda kaldı
Özellikle tavuk, yumurta, kırmızı et ve et ürünleri ile süt ve süt ürünleri, helal gıda pazarında en çok talep gören ve dikkat çeken ürünler. Bugün bölgeye ihracat yapmak isteyen pek çok Avrupa ülkesi de Malezya veya Türkiye’deki sertifikasyon şirketlerinden aldıkları islami usullere uygunluk sertifikası ile bölgeye ihracat yapıyor. Bu noktada sertifikasyon sürecinin yolunda gitmesi durumunda, lojistik ve dini avantajlardan ötürü Türk firmaları için 5 milyar dolarlık büyümeye hazır bir Pazar söz konusu. Ancak geçtiğimiz yıl daha önce Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı tarafından yapılan bu sertifikalandırmanın tamamıyla TSE’ye devredilmesi ve ihracat yapılan ülkelerin kesinlikle dini bir kuruluşun onay belgesi istemesi ihracatçıları sıkıntıya sokmuş durumda. Geçtiğimiz günlerde konuyu gündeme taşıyan Türkiye Süt, Et, Gıda Sanayicileri ve Üreticileri Birliği Başkanı Murat Yörük, birliğe kayıtlı bazı üye firmaların, kırmızı et ve et ürünleri ihracatlarında sıkıntı yaşadığına işaret etti. Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı’nın verdiği sertifika üzerinde Diyanet İşleri yetkilisinin imzasının olmaması, belgede Arapça dilinin yer almaması, gönderilmek istenen ürünlere ait parti numarası ve miktar ibareleri olmaması nedeniyle büyük sıkıntılar yaşandığını kaydeden Yörük, öncelikle TSE’nin ihracat gerçekleştirilmek istenen ülkelerde akredite olmasının kendileri açısından büyük önem taşıdığını dile getirdi.

TSE: Süreçte diyanet ile birlikte çalışılıyoruz
Konu ile ilgili soruları yanıtlayan TSE Genel Sekreterliği ise TSE’nin Helal Gıda Uygunluk belgelendirmesinin her aşamasında Diyanet İşleri Başkanlığı ile işbirliği içinde olduğunu aktardı. Burada Diyanet İşleri Başkanlığı’nın TSE Helal Gıda Belgelendirme Komisyonu’na üye katılımı sağlandığına işaret edilen açıklamada, aynı zamanda uzman desteği de alındığına vurgu yapıldı. Bu noktada sıkıntının biraz da farklı ülkelerdeki farklı uygunluk anlayışından kaynaklandığını aktaran TSE yetkilileri, açıklamalarında şu ifadelere yer verdi: “Tüketicilerin helal hassasiyetleri doğrultusunda Helal Belgelendirmesi yapan birçok kuruluş bulunuyor. Ancak Uygunluk Değerlendirmeleri konusunda ülkeler arasında karşılıklı belge tanıma anlaşmaları bulunmamakta. Bu bağlamda zaman zaman müşterilerimizin tereddütleri olabilmektedir. Helal Gıda Uygunluk belgesinin tanıması ile ilgili çözüm olabilmesi adına kurumumuzdan belge alan kuruluşların ihracat yapacağı ülkelerde karşılaşabilecekleri sorunları Enstitümüze iletmeleri istenmekte ve bu ülkeler ile irtibata geçilerek problemin çözümü ile ilgili olarak gerekli çalışmalar başlatılmaktadır.”

Bizim sertifikalarımız ile 2 milyar dolarlık ihracat yapıldı
Sektördeki bir diğer sertifikasyon kuruluşu olan GİMDES Başkanı Hüseyin Büyüközer, 2005 yılından bu yana sertifikalandırma yaptıklarını anlattı. Geçtiğimiz yıl 200 firmaya sertifika verdiklerini aktaran Büyüküzer, “Daha çok un ve şeker firmaları var portföyümüzde. Son dönemlerde özellikle et ve et ürünleri de öne çıkıyor. 2010 yılında yaklaşık 850 milyar dolarlık bir helal gıda sertifikası var. Bunun yüzde 14-15′i gerçekleşiyor. Ve bu ülkeler Müslüman teşebbüsleri bekliyor. Bazı firmalar helal gıda sertifikasının ardından toplam ihracatlarını 2′ye katladığını söylüyor. 2012 yılında bizim verdiğimiz sertifika oranlarında yüzde 20-30 civarında artış var” değerlendirmelerini yaptı.

Sertifika maliyeti 3 bin TL’ye kadar çıkabiliyor
+ Bugün helal gıda sertifikası almak isteyen firmalara öncelikle yol haritası ve el kitapçılığı verilerek, kendi içinde standartları oluşturması bekleniyor.
+ Ardından yapılan denetimler ile uygun olup olmadığına dair helal sertifikası veriliyor.
+ Bu süreç, firmanın hazırlık durumuna göre birkaç aya kadar çıkabiliyor.
+ Sertifikanın toplam maliyeti ise bin 500 ila 3 bin TL arasında değişiyor.

Kaynak : Dünya

Starbucks’tan mide bulandıran itiraf

starbucksDünyanın en büyük kahve şirketlerinden birisi olan Starbucks’tan mide bulandıran bir itiraf geldi.
Dünyanın en büyük kahve şirketlerinden Starbucks’ta frappucino adlı içeceğin renklendirilmesinde kırmızı böcek kullanıldığı ortaya çıktı.

Amerikalı kahve şirketi Starbucks, ürünlerinden birinde “cochineal” olarak bilinen kırmızı böcek kullandığını kabul etti.

Hiçbir hayvansal ürün kullanmayan tüketiciler (veganlar) tarafından kurulan internet sitesi hisDishIsVeg.com, daha önce kullanıcılarını frappucino içmemeleri uyarmıştı. İnternet sitesinden yapılan açıklamada çilekli frappucino’nun bitkisel bir içecek olmadığı, yapımında böcek kullanıldığı belirtilmişti.

Bu iddiaya ve sonrasında artan tepkilere Starbukcs’tan cevap geldi. Böcek kullandığını itiraf eden Starbucks yönetimi, suni kimyasal renklendiricilerin sağlıklı olmamasından dolayı böyle bir yola başvurduklarını ifade etti. Amerikan Gıda ve İlaç Dairesi’nin (FDA) bu maddenin kullanımına izin verdiğinin altını çizen yetkililer, alternatifler üzerinde çalıştıklarını belirtti.

Eski zamanlardan beri kırmızı renk elde etmek için yararlanılan cochineal böceği, ilk olarak Aztekler tarafından kök boyasına renk katmada kullanılıyordu. Güney Amerika ve Meksika’da yaşayan cochenial böceğinin, kolanın yapımında kullanıldığı da iddia edilmişti.

(CİHAN)

Helal Market Kırşehir Şubesi Açıldı

helal gıda kırşehir21 Nisan Cumartesi saat 14 00 de mehter marşları eşliğinde ve dualarla açılışı kalabalık bir katılım ile yapıldı.

GİMDES Merkezinden Başkan Dr.Hüseyin Kâmi BÜYÜKÖZER, Ankara GİMDES Temsilcisi Suat SEZER ve beraberlerindeki heyet açılışta hazır bulundu. Dr H.K.BÜYÜKÖZER açılış konuşmasında Halal Dünya Market konseptinin çıkış sebepleri üzerinde durarak” bize ait olmayan kapitalist sistemin bütün dünyaya adeta dayattığı sağlıksız ve insan fıtrana aykırı beslenme sistemine artık dur demek zorunda kalınmıştır. İnanç sistemimizin de olmazsa olmazı ve bir imani meselesi olan helal ve sağlıklı ürün talebi Müslüman tüketiciler olarak bizim en temel hakkımız olması sebebi ile bu hakkımızı her ortam ve vesilede aramak zorundayız.

İşte Halal Dunya Marketlerinin en önemli çıkış sebebi bu hakkımızın sağlanabileceği mekanlar oluşturmasıdır.”

Daha sonra açılış duası yapılarak kordela kesimine geçilmiştir.

Bu şubenin açılışından sonra birkaç hafta içinde başta Yeni Bosna ile birlikte İstanbul’un 3 ilçesinde şube açılış hazırlıkları tamamlanarak açılışların yapılacağı haberleri ilgililer tarafından bildirilmektedir.

Aydın’da ilk Helal Sertifikası alan firma

Çine’de süt ürünleri imalatı yapan Uysal Gıda, Aydın’da ilk Helal Sertifikası alan firma oldu.

1957 yılında kurulan ve Aydın’ın ilk mandıralarından biri olma özelliğini taşıyan Uysal Gıda, 2011 yılında başvurup 2012 yılının başlarında da hak ettiği Helal Sertifikası ile ihracatın da kapılarını araladı.

Helal Sertifikası almalarındaki amaçlarının sadece ihracat olmadığını söyleyen Firma Sahibi Sevilay Uysal Eroğlu, “Helal Sertifikası almak ve bu sertifika kriterlerinde üretim yapmak, ‘ürünlerin gönül rahatlığı ile tüketilebileceği’ demektir. Çünkü üretimde helal sertifikası olmayan hiçbir ürün kullanılmıyor. Doğallık, hijyen ve kalite açısından sürekli denetleme yapılıyor. Birçok ürünün rekabet kisvesiyle olması gerekenden çok uzak yöntemlerle üretildiği günümüzde bu tür belgeler ve denetim mekanizmaları büyük önem taşıyor. Bilinçli tüketici artık bu tür sertifikalara önem veriyor. Biz de zaten helal kriterlerinde ürettiğimiz ürünlerimize ve işletmemize sertifika alarak tüketicimize karşı sorumluluğumuzu yerine getirmenin huzurunu yaşıyoruz” dedi.

“İHRACATIN ÖNÜ AÇILDI”
Son yıllarda birçok Müslüman ülkeden ürünlerine talep geldiğini anlatan Sevilay Uysal Eroğlu, “Fuarlarda tanıştığımız işadamları, mamullerimizi çok beğeniyor ve ürün talep ediyorlar. Fakat bu ülkelere ihracat yapmak için helal sertifikası olması gerekiyor. Helal Sertifikasıyla ihracatın da kapılarına aralamış olduk. Hiç ihracat yapmasak bile Türkiye’de bilinçli tüketicinin gönül rahatlığı ile tüketebileceği süt ürünleri markalarından biri olma özelliğine sahibiz” diye konuştu.

Firmalarının 1957 yılında babası Nihat Uysal tarafından kurulduğunu anlatan Sevilay Uysal Eroğlu, işletmeyi ağabeyi Hasan Ali Uysal ile birlikte sürdürdüklerini, ürünlerini Ege ve Akdeniz bölgesinin tamamı, Marmara bölgesinin büyük bir bölümü ve İç Anadolu bölgesinin de bir kısmında tüketiciyle buluşturduklarını kaydetti.
Sevilay Uysal Eroğlu, üretimi Çine, Karpuzlu, Koçarlı ve Aydın köylerindeki üreticilerin doğal sütleriyle gerçekleştirdiklerini de sözlerine ekledi.

Çine Madran – (EMİN AYDIN)

Sağlığa Zararlı Böcek Boyası İçeren ve Hileli Ürünlerin Listesi

Gıda sektöründe arka arkaya gelen olumsuz haberler tüketicilerinin güvenini zedelerken, günlük hayatta çok sık kullanılan ürünlerde sağlığa zararlı maddelerin bulunması tüketicilerin tedirginliğini arttırıyor. Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı önce sahte bal üreten firmaları, ardından da insan sağlığına zararlı gıda maddesi üreten firma ve markaları açıkladı. Geçtiğimiz günlerde ise Starbucks’ın, çilekli Frappuccino içeceklerinde böcekten elde edilen boya maddesi olan karmini kullandığını kabul etmesiyle farklı gıda maddelerinde kullanılan Karmin yeniden tartışmaya açılmış oldu. Rotahaber, sahte bal başta olmak üzere insan sağlığına zararlı maddeleri ve böcek içren ürünleri tek tek açıklıyor. İşte o markalar ve ürünleri…



































Kaynak : Rota Haber

Keten Tohumunun Faydaları

keten-tohumu
Uzmanlar, sıvı şeklinde, salataların üzerine serpiştirilerek veya günde bir çorba kaşığı şeklinde tüketmeyi öneriyor.

KETEN TOHUMUNUN YARARLARI
Mide-bağırsak sorunlarına karşı iyi gelir
Bağırsakları yumuşatır, kabızlığa karşı iyi gelir
Kemikleri güçlendirir. Özellikle menopoz döneminde yararlıdır
Bağışıklık sistemini güçlendirir
Menopoza bağlı şikâyetleri hafifletir
Kalp-damar hastalıklarından korur
Kolesterol, şeker seviyesini dengeler
Yüksek tansiyonu düşürür
Romatizmal hastalıkları önler
Sinir sistemini güçlendirir
Hafızayı güçlendirir
Konsantrasyon bozukluğuna karşı iyi gelir
Yaşlanmaya bağlı dikkat dağınıklığına karşı iyi gelir
Haricen kullanılarak yaraların çabuk iyileşmesini sağlar
Egzama ve sedef hastalıklarında kullanılır
Nasırlarda kompres olarak kullanılır
Solunum yolu hastalıklarında olumlu etki yapar
Ruhsal bozukluklara karşı iyi gelir
Öksürüğü giderir
Ağız boşluğu, boğaz ve diş eti rahatsızlıklarında gargara olarak kullanılır
Lifleri sanayide, özellikle dokumacılıkta kullanılır

KETEN TOHUMU NE İÇERİR?
Omega-3, Omega-6 ve Omega-9 yağ asitleri
Yüksek oranda çözünür ve çözünmez lif
Protein
Lignanlar (kansere karşı maddeler)
Vitaminler
Mineraller
Aminoasitler

KETEN TOHUMU NASIL TÜKETİLİR?
Kaynatılarak içilebilir.
Dövülerek, öğütülerek toz haline getirilebilir. Bir kaşık ağza atıldıktan sonra arkasından su içilebilir.
Kavrulmuş olarak tüketildiğinde daha lezzetli olur. Keten tohumunun çok özel bir tadı veya kokusu yoktur, ama kavrulunca güzel bir tada kavuşur.
Tohum şeklinde de tüketilebilir.
Yemeklere, yoğurda, salatalara, müsliye, pasta, börek gibi unlu mamullere karıştırılarak da tüketilebilir.
Günde 1-1.5 çorba kaşığı keten tohumu sağlıklı kalmak açısından yeterlidir. Dozunu kaçırmamakta yarar var.

Helal Market Kırşehir’de Açılıyor

helal market yeni şubesiHelal Dünya Marketleri hafta sonunda Kırşehir’de açacağı şubesiyle 8. Açılışını yapmaya hazırlanıyor.GİMDES’in tüketiciyi bilinçlendirme konferanslarından sonra halkın artan talebi doğrultusunda hızla Türkiye genelinde yayılmaya başlayan Halal Dunya Marketleri, insanların inançları doğrultusunda alış veriş yapmaları hususundaki önemli bir açığı kapatıyor. Sadece GİMDES Helal sertifikalı ürünlerin satışını yapan Halal Dunya Marketleri, sertifika alan firmaların sayısı arttıkça tedarikçilerinin de sayısını artırıyor. Dolayısıyla her geçen gün vatandaşın ihtiyacına daha fazla çeşitler cevap verebilen Halal Dunya Marketleri, Kırşehir’den sonra İstanbul Yenibosna ve beykozda açılacak şubeleri ile halka hizmet verecek. Kırşehir Halal Dunya Marketlerinin açılışına GİMDES başkanı Dr. Hüseyin Kami Büyüközer de katılacak.

Kaynak : Yeni Akit

Helal Gıda Sertifikası

helal gıda sertifikası

Yurt içinde ve yurt dışında gıda alıp satmak için hem tedarikçiler hem de son Müslüman müşteri, tükettikleri gıdanın HELAL olup olmadığını bilmek istemekte ve satın alırken helal sertifikası olan ürünleri tercih etmektedir. Yurt dışındaki Müslüman ülkelere gıda ürünleri satan üreticiler HELAL BELGESİ olması şartı getirilmeye başlanmıştır. Bu belge artık güvenilir Helal Gıda olmanın yanında üreticinin pazarlama metodu olarak da kullanılmaktadır. Yurt dışından ve yurt içinden gıda alan firmalarda artık üreticinin HELAL BELGESİ olmasını zorunlu koşmaya başlamışlardır.

HELAL SERTİFİKALAMA

Bu ülkeler tarafından belirlenen standartlarda, İslami kriterler ve insani gerekler bakımından uygun olan her ürün için bir sertifika türü belirlenmekte ve bu hususta gerek üreticinin, gerekse tüketicinin ortak bir zeminde buluşması amaç edinilmektedir.


 

 

HELAL Belgesi (Sertifikası) Yararları Nelerdir?
- Helal Sertifikalama, ürünleri, katkı maddelerini, hazırlama ve işleme yöntemlerini, temizlik ve sağlık şartlarını, katı güvenlik kuralları içinde denetleyen tarafsız bir bilirkişi hizmeti sunar,

Gıdada hile yapan firmalar ortaya çıkarıldı

gıdada hileGıda Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı, 6 firmanın taklit ve tağşiş yaptığını belirledi. Bakanlık yaptığı incelemeler neticesinde yüzde 100 dana eti olarak tanıtılan sucukta kanatlı eti, pişmiş dana kavurmada ise tek tırnaklı eti tespit etti.

Bakanlıktan yapılan açıklamada, laboratuvar sonucu ile taklit ve tağşiş yapıldığı kesinleşen 6 firmanın adları ile tağşiş yapılan ürünlerin isimleri açıklandı. Buna göre, Konya merkezli Akgökseller Gıda ve Süt Mam. Tar. Ürn. Canlı Hay. Oto. Taş. San. ve Tic. Ltd. Şti.’nin Hasan Dede markalı yağlı tulum peynirinde “nişasta ve bitkisel yağ” tespit edildi.

Kayseri merkezli Birsen Güven Gıda San. ve Tic. A.Ş.’nin Yalçıntepe markalı tam yağlı tulum peynirinde (bitkisel yağ), Konya merkezli Güldemce Gıda İnş. Otomotiv San. Tic. Ltd.’nin Güldemce markalı tam yağlı tulum peynirinde (bitkisel yağ), İzmit’te Efraim Usta Lokantası Nazım Çakmak Çınarlı Mh. N. Erim Cd. Kayacı Sk. No:2’de bulunan lokantanın pişmiş dana kavurma yemeğinde “tek tırnaklı eti”, İstanbul’da kurulu Etsan Gıda Sanayi A.Ş’nin Apikoğlu markalı acılı kangal sucuk yüzde 100 dana eti olarak tanıtılan sucukta “kanatlı eti” ve İstanbul’da kurulu Karizma Beşler Et tesislerinde üretilen Uludağ markalı soyulmuş sosiste “yabancı doku ve iç organ” tespit edildi.

ANKA

 

Haber 7