Aylık arşivler: Ağustos 2013

NETLOG LOJİSTİK HİZMETLERİNE HELAL SERTİFİKASI

NETLOG HELAL SERTİFİKASI
GİMDES’e başvurusu neticesinde Netlog Lojistik hizmetleri helal sertifikası almaya hak kazandı. Yapılan denetimler ve incelemeler neticesinde Netlog Lojisdtik firmasının helal sertifikası alması konusunda bir engel bulunmadığı belirtilerek helal sertifikası verildi.
“Lojistik Firmasına Helal Sertifikası Vermek Ne Alaka” gibi düşünebiliyoır insan.NETLOG HELAL SERTİFİKASI
Bunu sizler için araştırdık:
Netlog gıda taşımacılığı yapan bir lojistik firması. Her türlü gıda maddesinin taşıması yapılıyor. Zaman zaman tankerlerle gıda hammmaddeleri, yağlar, yarı veya tam mamül gıdalar taşınıyor. Gıdalarda helallik üretimin her aşamasında arandığı gibi taşınması nakledilmesi esnasında da dikkatli olunması gerekiyor. Taşıma yapan araçların temizliği, depolama alanlarının hijyen şartlarına uygunluğu, aynı tanklar içerisinde helal olmayan maddelerin taşınmaması konuları helal sertifikalama da dikkat edilmesi gereken şartlardır.

Mudurnu Tavugun Helal Sertifikası Neden İptal Edildi?

mudurnu helal sertifikası
İŞTE GİMDES’TEN YAPILAN AÇIKLAMA:
Aldığımız bir ihbar üzerine Firma adı:
PAK TAVUK MUDURNU-BOLU

Sertifikanın kapsadığı ürünler: Bütün ve Parça Piliç

(01 Agustos 2013 tarihinde gece saat 01:00 de denetçilerimiz tarafından yapılan baskın denetimde sözleşmemize aykırı olarak giyotinle makinalı kesim yaptığı tespit edildiğinden sertifikası iptal edilmiştir.)mudurnu tavuk helal sertifikası

01 AĞUSTOSTAN İTİBAREN GİMDES HELAL LOGOSUNU KULLANARAK ÜRÜNLERİNİ YURTİÇİ VE DIŞINDA PAZARLANMASI HALİNDE SUÇ İŞLEMİŞ OLACAKTIR.

01 AĞUSTOSTAN SONRA PİYASADA GİMDES HELAL LOGOSU KULLANILARAK ÜRÜN SATILDIĞINI TESBİT EDEN KARDEŞLERİMİZİN, LÜTFEN MERKEZİMİZE DELİLLERİ İLE BİLDİRMELERİ RİCA EDİLMEKTEDİR

GİMDES

Orkide Yağ ‘Helal Gıda Sertifikası’ Aldı

orkide helal sertifikasıOrkide Yağ, uluslararası helal sertifikalandırma kurumu GİMDES’in vermiş olduğu ve müslüman toplumların öncelikleri arasında bulunan Helal Belgesi’ni kalite standartları arasına ekledi.
Orkide Yağ, uluslararası helal sertifikalandırma kurumu GİMDES (Gıda ve İhtiyaç Maddeleri Denetleme ve Sertifikalandırma Derneği) tarafından verilen ve sadece ülkemizde değil, diğer ülkelerde yaşayan müslüman toplumların öncelikleri arasında bulunan Helal Belgesi’ni kullanma hakkını aldı. Böylece kalite standartlarına özen gösteren Türkiye’nin sektöründe öncü kuruluşu Orkide, kalite belgelerinde üst seviyeye ulaştı.

“Helal Gıda” belgesinin tüketici hakları açısından önemli bir değere sahip olduğunu belirten Küçükbay A.Ş. Yönetim Kurulu Başkanı Ahmet Küçükbay, “Müşterilerinin inançlarına ve sağlıklarına uygun ürün üretme ve doğru etiket bilgileri ile bilgilendirme zorunluluğu, üreticilerin temel görevlerinin başında geliyor. Tüketicilerin inançlarına ve sağlığa uygun ürünleri, marketlerden kuşkusuz ve güvenli bir şekilde tercih edebilmesi için, gerek kamu sektörünün, gerek özel sektörün ve sivil toplum kuruluşlarının duyarlılığı son yıllarda sevindirici bir biçimde arttı. Biz bu belgeleri tüketicimize güvenli ve sağlıklı ürün sunduğumuzu göstermek için alıyoruz. Tüm kuruluşların aynı titizliği göstermesi temennimiz. Helal Gıda belgesi, gıda güvenliği konusuna yeni bir anlayış kazandırdı. İslami kurallar doğrultusunda ele alınan “Helal” deyimi aslında genel boyutuyla hijyen ve faydalı olma zorunluluğunu kapsayan bir özellikler bütünü şeklinde dünyada yaygınlık kazanmakta. Orkide olarak gerek yurt içinde gerek yurt dışında tüm tüketicilerimizin ihtiyaç ve beklentilerini en üst düzeyde karşılamamızı sağlayacak oluşumları yakından takip ediyoruz” dedi.

Orkide Yağları Kalite Güvence Müdürü Melike Aguş ise “Bu belge ihracat ürünlerinde ve iç piyasada önemli rol oynayacak. Tüketicimizin sağlıklı ve güvenli ürün tercihi hedefimiz” şeklinde konuştu.

GDO’lu üretim alanları 100 katına çıktı

gdo lu mısırGDO içeren ürün üretilen alan 1996′da 1,7 milyon hektar iken, 2012 sonu itibarıyla bu rakam 170 milyon hektara yükseldi!

Dünyada, Genetiği Değiştirilmiş Organizma (GDO) içeren ürün üretilen alan 1996′da 1,7 milyon hektar iken, 2012 sonu itibarıyla bu rakam 100 katına çıkarak 170 milyon hektara yükseldi.

Tarımsal Biyoteknoloji Uygulamaları İçin Uluslararası Hizmetler Enstitüsünün (ISAAA) verilerinden yapılan derlemeye göre, “en hızlı adapte olunan ürün teknolojisi” unvanını alan GDO’lu ürünler ilk kez 1996′da ticarileştirildi ve yeni bir pazar olmasına karşın önemli büyüme kaydetti.

GDO’lu ürünlerin yetiştirildiği alanlar 1996 yılında 1,7 milyon hektar iken, 16 yıl içerisinde 100 katına çıkarak 170.3 milyon hektara yükseldi. 1996 yılında 4 ülke GDO’lu ürün üretimi yaparken, bu sayı geçen yılın sonu itibarıyla 28 oldu. Bu ülkelerin 20′sini gelişmekte olan, 8′ini ise gelişmiş ülkeler oluşturdu.

Söz konusu dönemler arasında 28 ülkede milyonlarca çiftçi, yaklaşık 1,5 milyar hektar alanda GDO’lu ürün üretimi yaptı. Bu alan, Amerika ve Çin’in sahip olduğu toprakların toplamının yüzde 50 fazlasına denk geliyor. Ayrıca dünya nüfusunun yüzde 60′ını oluşturan yaklaşık 4 milyar insan bu 28 ülkede yaşıyor.

ABD en çok GDO üretimi gerçekleştiren ülke
Geçen yıl ilk kez gelişmekte olan ülkeler (yüzde 52), gelişmiş ülkelere kıyasla (yüzde 48) daha fazla GDO’lu üretim yaptı. Önceki seneye göre, gelişmekte olan ülkelerdeki üretim alanları yüzde 11 oranında (8,7 milyon hektar) artış kaydederken, gelişmiş ülkelerde ise yalnızca yüzde 3 (1,6 milyon hektar) artış oldu.

ABD, 69,5 milyon hektarlık alanla en çok GDO’lu üretim gerçekleştiren ülke olurken, bunu, 36,6 milyon hektarla Brezilya, 23,9 milyon hektar ile Arjantin, 11,6 milyon hektar ile Kanada ve 10,8 milyon hektar ile Hindistan takip etti. GDO’lu üretim yapan ülkeler arasına geçen yıl Sudan ve Küba da katıldı. Sudan, Afrika ülkeleri arasında Güney Afrika, Burkina Faso ve Mısır’dan sonra ticarileştirilmiş GDO’lu pamuk üreten dördüncü ülke oldu. Küba’daki çiftçiler ise ilk kez 3 bin hektarlık alanda GDO’lu mısır üretti.

Buna karşılık Almanya ve İsveç geçen yıl GDO’lu patates üretimini, Polonya da GDO’lu mısır üretimini durdurdu.

2012 yılında 5 Avrupa ülkesi bir önceki yıla göre yüzde 13′lük artışla 129 bin 71 hektarlık alanda GDO’lu mısır üretti. İspanya iise 116 bin 307 hektarlık üretim ile başı çekti.

GDO’lu üretim yapan çiftçi sayısı 17,3 milyona çıktı
Geçen yıl GDO’lu üretim yapan çiftçi sayısı önceki yıla göre 600 bin artarak 17,3 milyona ulaştı. Bu çiftçilerin yüzde 90′ından fazlasını gelişmekte olan ülkelerdeki düşük gelirli çiftçiler oluşturdu. Örneğin Çin’de 7,2 milyon çiftçi ve Hindistan’da 7,2 milyon çiftçi yaklaşık 15 milyon hektar alanda GDO’lu pamuk üretimi gerçekleştirdi.

Türkiye’de GDO üretimi yasak
Türkiye’de Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı 2010 yılında GDO konusunda ”Biyogüvenlik Kanunu”nu çıkardı. Yasa, genetik yapısı değiştirilmiş organizmalar ve ürünleri ile ilgili araştırma, geliştirme, işleme, piyasaya sürme, izleme, kullanma, ithalat, ihracat, nakil, taşıma, saklama, paketleme, etiketleme, depolama ve benzeri faaliyetlere dair hükümleri düzenliyor.

Bu yasaya göre, GDO üretimine Türkiye’de izin verilmiyor. Türkiye’de bu konuda yetkili Biyogüvenlik Kurulunca, GDO’lu gıda maddesi ithalatı yasaklanırken, 19 gen türünde yem amaçlı mısır ve soya ithalatı yapılabiliyor.

GDO üretimi yapan ülkeler, üretim alanları ve ürünleri şöyle:
Ülkeler         Alan     Ürün
ABD             69,5     mısır, soya fasulyesi, pamuk, kanola, şeker pancarı, alfalfa (yonca), papaya, kabak
Brezilya        36,6     soya fasulyesi, mısır, pamuk
Arjantin        23,9     soya fasulyesi, mısır, pamuk
Kanada        11,6     mısır, soya fasulyesi, kanola, şeker pancarı
Hindistan     10,8     pamuk
Çin              4         pamuk, papaya, domates, tatlı biber
Paraguay     3,4      soya fasulyesi, mısır, pamuk
Güney Afrika 2,9      soya fasulyesi, mısır, pamuk
Pakistan      2,8      pamuk
Uruguay      1,4      soya fasulyesi, mısır
Bolivya        1         soya fasulyesi
Filipinler      0,8      mısır
Avustralya   0,7       pamuk, kanola
Burkina Faso 0,3     pamuk
Myanmar     0,3     pamuk
Meksika      0,2     pamuk, soya fasulyesi
İspanya     0,1     mısır
Şili           <0,1     mısır, soya
Kolombiya  <0,1     pamuk
Honduras   <0,1     mısır
Sudan      <0,1     pamuk
Portekiz    <0,1     mısır
Çek Cumhuuriyeti <0,1     mısır
Küba        <0,1     mısır
Mısır         <0,1     mısır
Kosta Rika <0,1     pamuk, soya fasulyesi
Romanya   <0,1     mısır
Slovakya   <0,1     mısır

DOĞUŞ ÇAY

KAPSAM: Dökme siyah çay, süzen demlik siyah poşet çay,Aromalı siyah çay,Bitki ve meyve çayları

Sertifika Tarihi: 11.9.12- 20.07.15  (Periyodik olarak gözetim denetimleri yapılmaktadır.)

Sertifika No: AB-GF-0170

Kanserojen Kola Üretimi

karamel-skandali-Bir gazlı içecek firmasının daha içeriğinde kanserojen madde olan karamel boyası çıktı. ABD’de yapılan analizlerde firmada karamel rengini verebilmek için kullanılan ve hayvanlarda akciğer, karaciğer, tiroid ve kan kanserine yol açan madde (metil imidazol) tespit edildi.

AMERİKA YASAKLADI
Bunun üzerine harekete geçen ABD’de California eyaletinde firmaya bu maddenin azaltılması ya da tamamen kullanılmaması, aksi takdirde içeceğin eyalet sınırlarına alınmayacağı uyarısı yapıldı. Firma bunun üzerine önlemini alarak o eyaletlerde bu maddenin oranını düşürdü.

YÜZDE 25 SINIRI VAR
Türkiye’de de çok satılan bu içecek için henüz bir değişikliğe gidilmedi. Türkiye’de “E150c” ve E150d” koduyla isimlendirilen bu maddelerin bir kilogramda en fazla 250 miligram olması şartı koşuluyor. Gıda Bakanlığı’nın, “Türk Gıda Kodeksi Gıda Katkı Maddeleri Yönetmeliği”nde, “Karamellerin üretimi sırasında, metil imidazol adlı madde, E 150c (amonyak karamel) ve E 150d (amonyum sülfit karamel) kodlu katkı maddelerinin üretilmesi sırasında oluşmaktadır. E 150cve E 150d kodlu katkı maddesinde 250mg/kg’dan fazla olmamalıdır” deniliyor. Firmayı incelemeye alan Gıda Bakanlığı, yapılacak analizler sonucunda kanserojen etki yapan maddenin yüksek çıkması halinde gerekli yaptırımları uygulayacak.
Takvim

Hangi Gazozda Ne Kadar Alkol Var !!

alkollu gazozlarMeşrubat tüketiminin arttığı Ramazan’da şok bir gelişme yaşandı. Tüketiciler Birliği, piyasadaki 10 farklı gazoz markasına ait numuneleri TÜBİTAK Marmara Araştırma Merkezi’nde inceletti. Analiz sonucunda bütün gazozlarda litre başına 1,56 ile 0,20 gram arasında değişen oranlarda alkol tespit edildi.

Tüketiciler Birliği Başkanı Avukat Bülent Deniz, gazozların ‘içindekiler’ bölümüne etil alkolün yazılmadığına dikkat çekerek tüketicilerin yanıltıldığını söyledi. Deniz, “Bütün gazozlarda tat ve koku verici esanslar kullanılmaktadır. Bunlar yağ cinsinden maddeler olup suda çözülmezler. Etil alkol, bu çözülmeyi sağlamak için kullanılır. Etil alkolün vazifesini propylen glycol de görebilir; ama maliyeti ikiye katladığı için tercih edilmiyor.” dedi.

Türk Gıda Kodeksi Yönetmeliği alkolsüz içecekler tebliğinde, litre başına 5 gram etil alkole izin veriliyor. Zaman’ın sorularını cevaplayan kimya mühendisi Prof. Dr. Mustafa Nutku, alternatifi olmasına rağmen gazoza keyfî olarak alkol konulduğunu söyledi. Veteriner Gıda Hijyenistleri Derneği Başkanı Can Demir de, durumun büyük üretim teknolojisinden kaynaklandığına işaret etti. Ürünlerin akışkanlığını hızlandırmak için alkol kullanıldığını anlatan Demir, “Normalde üretim bandında 30 saniyede 2 şişe dolum sağlanırken, alkol sayesinde bu miktar 4 şişeye çıkıyor.” ifadesini kullandı. Diyanet İşleri Başkanlığı Din İşleri Yüksek Kurulu Üyesi Prof. Dr. M. Saim Yeprem ise alkolün dinen haram olduğunu ve bir damlasıyla bir şişesi arasında hiçbir fark bulunmadığını kaydetti.

Alkolsüz içeceklerin içeriğini düzenleyen bir tebliğde nasıl olur da ‘litrede 5 grama kadar etil alkole izin verilmesinin anlayamadıklarını aktaran Deniz, bunun üzerine yaklaşık 7-8 ay önce bir çalışma başlattıklarını kaydetti. Tarım Bakanlığı ve Sanayi ve Ticaret Bakanlığı tarafından öncelikle TSE’nin gazozlarla ilgili 4080 nolu standardının değiştirilerek gazlı içeceklerde alkol kullanılmasına imkân tanıyan maddenin kaldırılması gerektiğine dikkat çeken Deniz, “Bunun yerine gazlı içeceklerde alkol kullanılmasını yasaklayan düzenleme getirilmeli” dedi. Gazlı içecek firmalarına da çağrı yapan Bülent deniz, içeriğin etikette eksiksiz yer alması için düzenlemeleri yeniden yapmaları gerektiğini söyledi. Deniz, sözlerini şöyle sürdürdü, “Tüketicileri uyarıyoruz. İçtiğiniz gazozlarda alkol var.”

Kimya mühendisi Prof. Dr. Mustafa Nutku, gazozlarda etil alkol bulunduğunu, meyvelerdeki alkolün ise bundan farklı olduğunu kaydetti. Veteriner Gıda Hijyenistleri Derneği Başkanı Can Demir, ürünlerin akışkanlığını hızlandırmak için alkol kullanıldığını aktarıyor. Gıda Güvenliği Derneği Başkanı Samim Saner de üreticinin istese de etiketin üzerinde Tarım Bakanlığı’nın iznini almadan alkol ibaresini yazamayacağını söylüyor. Diyanet İşleri Başkanlığı Din İşleri Yüksek Kurulu Üyesi Prof. Dr. M. Saim Yeprem de alkollü içkinin bir damlasıyla bir şişesi arasında da haram olması bakımından hiçbir fark olmadığı sözlerine ekliyor.

‘Alkol Bulunması Normal’

Tüketiciler Birliği’nin iddialarına gazoz üreticileri adına Meşrubatçılar Derneği cevap verdi. Dernek adına yazılı bir açıklama yapan Genel Sekreter Nizamettin Şentürk şirketlerin yönetmelikte belirtildiği gibi alkolsüz içecekler ürettiğini söyledi. Ethanol’ün doğal olarak meyve ve sebzelerde bulunduğunu belirten Şentürk, “Zira meyve ve sebzeler olgunlaştıkça oluşan fermantasyon sırasında yan ürün olarak belirli oranlarda ethanol ortaya çıkıyor. Ayrıca, ekmek, yoğurt gibi maya içeren gıdalarda yine doğal olarak ethanol bulunur.” dedi. Bütün dünyada gıda regülasyonlarında ethanolün belirli oranlarda yer almasının doğal kabul edildiğini belirten Şentürk, Tüketiciler Birliği’nin açıkladığı değerlerin çok altında olduğunu söyledi. Şentürk sözlerine şöyle devam etti: “Bir maddenin bulunmaması diye bir iddia pratikte mümkün değildir. Her madde ile ilgili bir alt sınır kabul edilmekte ve bunun altındaki rakamlar bilimsel olarak kayda değer olmadığı için dikkate alınmamaktadır.”

En fazla alkol Uludağ’da
Marka Alkol(gram/litre)
Uludağ 1.56
Akmina 1.28
Tansaş 1.16
Çamlıca 0.84
Fruko 0.76
Sensun 0.60
Sprite 0.56
Adese 0.48
Seven Up 0.44
Kipa 0.20

gidagundemi.com

Gıdalardaki En Zararlı 10 Katkı Maddesi

zararlı gıdalar1) Aspartam (Nutrasweet ve Equal olarak da biliniyor)

Suni tatlandırıcılar gıda değil kimyasaldır. Aspartam başlangıçta böcek öldürücü olarak imal edilmişti.

Tüm diğer gıda ve gıda katkı maddelerinin toplamından daha fazla yan etkisi vardır.

Baş ağrısı, baş dönmesi, unutkanlık, eklem ağrısı, bulantı, uyuşukluk, kas spazmları, şişmanlık, depresyon, korku atakları, huzursuzluk, konvülsiyon, uykusuzluk, görme kaybı, işitme kaybı, kulak çınlaması, yorgunluk, tat kaybı, Parkinson, çarpıntı, nefes darlığı, cilt döküntüleri, MS (Multipıl Sıkleroz) gibi hastalıkların yanı sıra beynin işleyiş sürecini yavaşlatır, kanseri tetikler.

Özellikle zayıflamak için suni tatlandırıcı kullananların bilmesi gereken önemli bir etki de metabolizmayı yavaşlatarak aslında daha fazla yağ biriktirmeye neden olması. On binden fazla gıda maddesinde kullanılıyor.

2) Yüksek Fruktoz Mısır Şurubu

Kötü kolesterol seviyenizi (LDL) hızla yükseltir ve diyabet hastalığının oluşmasında rol oynar. Kansızlık, kalp büyümesi ve obeziteye de neden olur.

Ketçap, krema, kola, gazoz, şekerleme, hazır çorba, çikolata, gofret, puding, hazır kek gibi özellikle çocukların sıkça tükettikleri gıda değeri olmayan besinlerde bolca kullanılır.)

3) Monosodyum Glutamat (MSG) ya da E621

MSG lezzet arttırıcı bir eksitoksindir. Eksitoksin, hücreleri aşırı uyarır. Bu da hücrelerin zarar görmesine ve ölmesine neden olur.

Yol açtığı hastalıkları şöyle sıralayabiliriz: merkezi sinir sistemi tahribatı ve buna bağlı olarak Alzheimer, Parkinson, Huntington hastalıkları, sara (epilepsi), retinal dejenerasyon (göz retina tabakası hasarı), yağ birikimi, doyma mekanizmasında bozukluk, obezite, büyüme hormonu baskılanması, pankreas hasarı, ensülinde artış ve buna bağlı olarak diyabet; ayrıca böbrek ve karaciğerde hasar yaratır. Baş ağrısı, bulantı, ishal, terleme, göğüste sıkışma, boyun arkasında yanma gibi belirtiler ortaya çıkabilir.

Piyasada tüm cipslerde MSG var; hatta güvenli ve doğal olduğunu iddia edenlerde bile. Uzakdoğu yemeklerinde (Çin ve Japon mutfağı) çoğu soya sosunda, hazır çorbalarda, hazır soslarda, hazır gıdaların hemen hepsinde, gofretlerde, bazı katı yağlarda yaygın olarak kullanılıyor.

Etiketlerde glutamin, glutamat, MSG ve monosodyum glutamat olarak yer alan bu zehir, tatlı-tuzlu her türlü yiyeceğin lezzetini arttırdığı için gıda üreticileri tarafından bolca kullanılıyor. Tehlikeleri halk tarafından bilinmeye başladığından beri bazı üreticiler etikette E621 yazarak gerçeği saklama yoluna gidiyor.

4) Trans Yağ

Trans yağ, kötü kolesterol (LDL) seviyesini yükseltir. Kalp krizi, kalp rahatsızlığı ve inme riskini ciddi ölçüde arttırır.

Trans yağlar bağışıklık sistemini zayıflatır, ensülin direncini arttırır, karaciğeri ve üreme sistemini etkiler. Gebelerde düşüğe, doğum ağırlığına neden olur ve anne sütünün kalitesini bozar. Hücre zarına da zarar verir.

Trans yağlar sürülebilir kahvaltılık yağlarda, margarinlerde, katı ve kızartma yağlarında, hazır hayvansal gıdalarda, bunlara bağlı olarak, kızartılmış gıdalarda, fırıncılık ve pastacılık ürünlerinde, tart, pasta, bisküvi, pizza hamuru, kek, çikolata, gofret, cips, salata sosları, hamur işi, kraker, hazır köfte, tatlılar, katı yağlar ve birçok fırınlanmış yiyecekte bulunur.

Gıda etiketlerinde “hidrojenize yağ” içerdiği belirtiliyorsa bunun anlamı trans yağ içerdiğidir.

5) Yaygınca Kullanılan Gıda Boyaları

Yapay gıda renklendiricileri çocuklarda davranış bozukluklarına ve önemli ölçüde IQ seviyesinin düşmesine yol açıyor. Hazır gıdalarda bol bol kullanılıyor. Sayıları o kadar çok ki her birinin zararlarını burada yazmaya dosyalar yetmez.

Size midenizi bulandıracak bir örnek vereyim. Carmine (E120) adında bir gıda boyası var. Özellikle salam sucuk ve sosislerin canlı, kırmızı rengini vermekte kullanılıyor. Ev yapımı sucukların kahverengi olmasına karşın hazır sucukların o iştah açıcı görüntüsünü sağlıyor. Bu boya, bir çeşit bitten elde ediliyor. Şeker ve çikolata üretiminde tekstil boyaları kullanan firmalar bile var.

Tükettiğiniz gıdalar;

Sunset yellow (E110),
Tartrazin ( E102),
Karmoisine (E122),
Panceau (E124),
Quinoline (E104),
Allura red (E129),
Sodyum Benzoat (E211),
gibi katkı maddeleri içeriyorsa dikkatli olun.

Meyve ezmelerinde, gazlı içeceklerde, hazır pudinglerde, toz kremalarda, çorbalarda, soslarda, dondurmada, tatlılarda, sakızda, jellerde, marmelatlarda, meyveli yoğurtlarda, reçellerde, ketçap, mayonez ve hardalda bu tür boyalar bulunuyor.

6) Sodyum Sülfit

Etiketlerde E250 koduyla yer alan raf ömrü uzatıcı koruyucu madde işlenmiş et ürünlerinin (şarküteri) vazgeçilmezi. Özellikle çocukların bolca tükettiği tost, pizza gibi ürünlerde kullanılan sosis, salam, sucuk, pastırma gibi işlenmiş etlerde bulunur. Hazır baharat ve köfte karışımlarında da bulunur.

Sülfit duyarlılığı olanlarda baş ağrısı, nefes problemleri, kaşıntı yaratır. Nadir durumlarda da olsa ölüme bile neden olabiliyor. Pankreas kanserini yüzde 67, lösemi riskini yüzde 700 oranında arttırıyor. Başta kolon kanseri olmak üzere her çeşit kanseri tetikliyor. Çocuklarda beyin tümörü oluşturuyor.

Sodyum nitrit; özellikle cenin, bebek ve çocuklar için tehlikelidir.

Bu zararlar E220, E222, E223, E224, E225 ile E249, E251, E252 diye belirtilen kodlar için de geçerlidir.

7) Sodyum Nitrat/ Sodyum Nitrit

Bu raf ömrü uzatıcı koruyucu madde işlenmiş gıdaların bir başka vazgeçilmezi. Değişik kanser türleriyle bağlantısı var. Kullanım alanları ve zararları sodyum sülfit ile benzerlik taşıyor.

BHA ve BHT

Bütilat Hidroksi Anizol (BHA) ve Bütilat Hidroksi Toluen (BHT) adlı koruyucu maddeler beyninizin sinir ağını etkiliyor, davranış değişikliklerini ve kanseri tetikliyor.

Katı ve sıvı yağların bozulmasını, küflenmesini önlemek için kullanılıyor. Tahıl ve tahıl ürünlerinde, sakızlarda, bitkisel yağlarda, patates cipslerinde, tazeliğini muhafaza etmek için bazı paketlenmiş gıda maddelerinde kullanılmaktadır.

9) Sülfür Dioksit

Sülfür içeren katkı maddelerinin Amerika’da çiğ sebze ve meyvelerde kullanılması yasaklanmıştır. Yani bunun zehir olduğu gerçeğini daha fazla görmezden gelemeyince hiç değilse çiğ gıdadan çıkaralım demişler.

Yan etkilerinin içinde bronş problemleri, düşük kan basıncı ve anaflaktik şok var.

Sülfitler göğüste sıkışma, kurdeşen, karında kramp, ishal, kan basıncı düşmesi, başta yanma hissi, halsizlik, nabız hızlanması gibi bulgulara neden olur. Ayrıca sülfitler, bunlara duyarlı astımlılarda astım atağını tetikleyebiliyor.

SO2, sülfitleyici maddeler (sülfür dioksit, sodyum veya potasyum sülfit, bisülfit, metabisülfit) olarak da bilinirler. Gıda koruyucusu olarak ve fermente içeceklerde kullanılır. Fırınlanmış ürünler, çaylar, çeşniler, deniz ürünleri, reçeller, jöleler, kurutulmuş meyveler, meyve suları, konserve ve suyu alınmış sebzeler, dondurulmuş patates ve çorba karışımlarında ve içeceklerde bulunur.

Birçok restoranın salata barında yüksek düzeyde sülfit mevcuttur.

10) Potasyum Bromat

Bu katkı maddesi, ekmek yapımında ve unlu mamullerde hacmi arttırmak ve ekmeğin rengini beyazlatmak için kullanılıyor. Hayvanlarda kansere neden olduğu biliniyor. Az miktarları bile insanlarda değişik problemlere yol açıyor. ABD ve Japonya dışında bütün dünyada kullanımı yasaklanmış bir maddedir.

Bazı un üreticileri, irmik altı diye adlandırılan kalitesiz unlara kanserojen etkisi yüzünden katılması yasak olan benzol peroksit ve potasyum bromat gibi bazı katkı maddelerini ekleyerek, rengini beyazlatıyor ve ekmeklik unmuş gibi fırınlara pazarlıyor.

Bu katkı maddeleri çakmak tutulduğunda ekmeğin benzin dökülmüş gibi alev almasına yol açıyor.

Beyaz ekmekten uzak kalmamızda yarar var.
DİKKAT!
Gıdaların üzerinde “Hiçbir koruyucu madde içermez” yazısı “Hiçbir katkı maddesi yoktur” anlamına gelmiyor.